NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ TARİHİ YAPILARI VE ULAŞIMI GELECEĞE GÜVENLE ULAŞTIRALIM KONFERANSI TAMAMLANDI ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

ANA SAYFA   İLETİŞİM   WEBMAIL ERİŞİMİ   SİTE HARİTASI   ARAMA   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

19 EKİM 2017, PERŞEMBE   

47

TARİHİ YAPILARI VE ULAŞIMI GELECEĞE GÜVENLE ULAŞTIRALIM KONFERANSI TAMAMLANDI

    Yayına Giriş Tarihi: 26.09.2017   Güncellenme Zamanı: 26.09.2017 16:31:37  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Güncellenme Zamanı: 26.09.2017 15:07:57

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası ve KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odasının birlikte düzenlediği `Geleceğe Güvenle Ulaştıralım` Konferansı, 22-23 Eylül 2017 tarihlerinde, Kıbrıs`ta gerçekleştirildi.

TARİHİ YAPILARI VE ULAŞIMI GELECEĞE GÜVENLE ULAŞTIRALIM KONFERANSI TAMAMLANDI
 
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası ve KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odasının birlikte düzenlediği "Geleceğe Güvenle Ulaştıralım" Konferansı, 22-23 Eylül 2017 tarihlerinde, Kıbrıs`ta gerçekleştirildi.
 
Konferansa; TMMOB İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe, KTMMOB İMO Başkanı Seran Aysal, KTMMOB Genel Başkanı Ahmet Hüdaoğlu, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Benli, Toplumcu Demokrasi Partisi Genel Başkanı Cemal Özyiğit, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman, KKTC 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı ve Cumhurbaşkanı Vekili Sibel Siber, İMO Yönetim Kurulu 2. Başkanı Şükrü Erdem, Sekreter Üyesi Hüseyin Kaya, Sayman Üyesi Cem Oğuz, Yönetim Kurulu Üyeleri Cemal Akça, Cihat Mazmanoğlu, Necati Atıcı, Adana Şube Başkanı Halil Çağdaş Kaya, Muğla Şube Başkanı Alifer Atasever katıldı.
 
Açılış konuşmalarının ardından, Konferansa Cemal Gökçe`nin oturum başkanlığını yaptığı "Tarihi Eserlerin Güçlendirilmesi, Korunması ve Geleceğe Taşınması" konu başlığındaki birinci oturum ile devam edildi.
 
Konferansın birinci günü olan 22 Eylül 2017 Cuma günü, "Tarihi Eserlerin Güçlendirilmesi, Korunması ve Geleceğe Taşınması" konu başlığında 2 oturumda düzenlendi. İkinci günü olan 23 Eylül 2017 Cumartesi günü ise "Trafik ve Ulaştırma" başlığında 3 oturum düzenlendi.
 
İMO YÖNETİM KURULU BAŞKANI CEMAL GÖKÇE`NİN AÇILIŞTA YAPTIĞI KONUŞMA:
 
Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili olan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşamı etkilemiş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değerler taşıyan, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar kültür varlıkları olarak adlandırılmaktadır.
 
Bu nedenle tarihi ve kültür değeri olan varlıklar evrensel bir nitelik taşımaktadır.
 
Tarihin geçmiş derinliklerinden gelen kültür varlıklarının korunarak sürdürülebilirliklerinin sağlanması gerekiyor. Toplumlara bu kapsamda gerekli ölçüde bilgilerin verilerek bilinçlenme düzeylerinin artırılmasına ihtiyaç var.
 
Odamız uzunca bir süredir kültür varlıklarının önemini kişi ve toplumsal ölçekte kavranılmasına çaba gösteriyor. Gerekli olan eğitimleri yaparak aidiyet duygusunu geliştirmek için öncelikle fiziksel korumanın önemini anlatmaya çalışıyor.
 
Bugün burada bulunmamız,  KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odasıyla birlikte yaptığımız bu etkinliğin gerçekleştirilmesi de tarihi yapıların korunmasına ve geleceğe devredilmesine önemli ölçüde katkı sağlayacaktır.
 
Yerel kültürel varlıkları, tarihi kentlerin belleğine iyice yerleştirmeye çalışırken, tarihsel dönemler içerisinde yaşamış olan insanların yaşayış biçimlerini ortaya koyan kültür varlıklarının sürdürülebilirliğini de sağlamaya çalışıyoruz.
 
Bir yandan kültür varlıklarının sanatsal, tarihsel, sosyal ve hukuksal ölçüleri anlamlandırılmaya çalışılırken, aynı zamanda bu yapıların korunup geleceğe devredilmesinin matematiğini oluşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Üstelik LEFKOŞA gibi tarihi bir kentte, kültür varlıklarının oldukça fazla olduğu bir kentte, kardeş odamız olarak her zaman yanımız da olan KKTC İnşat Mühendisleri Odası ile birlikte bu konferansı düzenlemiş olmaktan da büyük bir mutluluk duyuyoruz.
 
Sayın katılımcılar, sevgili meslektaşlarım,
 
Gerek Türkiye, gerekse Kıbrıs`ın geneli birçok uygarlık birikiminin üzerine oturuyor. Çok sayıda tarihi eserle birlikte yaşıyoruz. Bu nedenle yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, kamu kurum ve kuruluşları ve merkezi yönetimlerin işbirliği yapmaları, tarihi yapıların korunmasını ve güçlendirerek geleceğe devredilmelerini kolaylaştırır. Böylesi bir işbirliğinin burada yapılmış olmasını önemsiyoruz ve çok değerli buluyoruz.
 
Açıklıkla ifade etmem gerekir ki tarihi yapılar inşaat mühendisliği alanında çok özel bir alanı oluşturuyor. Bu nedenle restorasyon konusunda çalışan inşaat mühendislerinin belli bir bilgiye ve birikime sahip olmaları gerekiyor. İnşaat mühendislerinin yapıyı tanımaları, yapının geçmişini bilmeleri malzeme seçiminde ve güçlendirme hesaplarının yapılmasında kolaylık sağlar. Doğru bir restorasyonun yapılmasına önemli ölçüde katkı yapar.
 
3-4 Kasım 2017 tarihinde Trabzon ve İstanbul şubelerimiz Trabzon`da Odamız adına "6. Tarihi Yapıların Korunması ve Geleceğe Güvenle Devredilmesi Sempozyumu"nu yapacaklardır. Ayrıca Aydın ilimizde Bursa ve Aydın şubelerimizin Odamız adına birlikte yapmış oldukları çalıştay ile, Hatay şubemizin Odamız adına yapmış olduğu çalıştay, korumaya ilişkin bir farkındalık oluşturmuştur. Trabzon`da yapılacak "6. Tarihi Yapıların Korunması ve Geleceğe Güvenle Devredilmesi Sempozyumu" da koruma kuramını bir kez daha masaya yatıracaktır.
 
Ulusal ve uluslararası ölçekte birçok katılımcının sunacağı bildiriler koruma konusuna ilişkin bilgilerimizi yenileyecek, yeni bilgilerin öğrenilmesine katkı sağlayacaktır. Kültür varlıklarının korunmasına ilgi duyan meslektaşlarımın ilgi göstermeleri bizleri mutlu eder.
 
Ülkemiz Doğal Afetleri, özellikle de depremleri çok sık yaşayan bir ülkedir. Depremlerin yıkıcı etkisiyle kültür varlıklarımız önemli ölçüde harap olmaktadır. Ayrıca tarihi yapıların çeşitli fiziksel olaylara açık olması da bu yapıların yıpranmasına neden olmaktadır. Düzenlediğimiz, çalıştay, sempozyum ve konferanslarda çıkan sonuçların uygulanması, tarihi yapıların fiziksel bozulmalarını önleyerek bu yapıların güvenli bir şekilde geleceğe devredilmelerini sağlayacaktır.
 
Ülkemiz tarihi yapılar bakımından bir açık hava müzesi özelliği taşıyor. Buna rağmen bu yapılarımızın korunması ve güçlendirilerek geleceğe devredilmesi konusunda iç açıcı bir durumda değiliz. Çok çalışmamız ve çok yol almamız gerekiyor.
 
Bilim insanlarımızın yapmış oldukları araştırmalar ve ortaya koydukları çalışmalar, çoğu kez kuramsal ölçekte kalmıştır. Ne yazık ki koruma kültürünün felsefi boyutu yeterince anlaşılıp yaygınlaştırılamamıştır. Neden korumak gerektiği yeterince anlatılamamıştır. Koruma konusuna sahip çıkmak öncelikli olarak yasal bir konudur. Bu nedenle devletin, devletlerin, evrensel bir konu olan tarihi yapıların korunması konusunda, bireylere maddi ve manevi ölçekte destek verilmelidir.
 
Kültür varlıkları rantın bir aracı olarak görülmemelidir. Kültür varlıklarını çıkar uğruna yok etmek, kültürdeki sürekliliği de yok etmek anlamına gelmektedir.
 
Kültür varlıklarının yok edilmesinin yanında, kültür varlıklarının oldukça yoğun olduğu kentsel alanlarda rant uğruna kentsel doku da giderek bozulmaya başlamıştır. Özellikle İstanbul gibi tarihi bir kentte yapılan AVM ve gökdelenler de tarihi dokuyu bozmaktadır. Bu uygulamalar antik kent merkezlerinin tarihsel kişiliğini de ortadan kaldırmıştır.
 
Kültür varlıklarını geliştirerek koruma ve kullanmaya ihtiyacımız var. Bu yapıları iyileştirmek, güçlendirmek ve yaşatmak gerekiyor. Sağlıklı bir kentleşme, kültür varlıklarına sahip çıkma ve koruma, insanların örgütlü bir mücadelesiyle mümkün olabilir.
 
KKTC İnşaat Mühendisleri Odası ile birlikte yaptığımız bu çalışma, kültür varlıklarımızı korumaya ve geleceğe devretmeye önemli ölçüde katkı yapacaktır.

KTMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI SERAN AYSAL`IN AÇILIŞTA YAPTIĞI KONUŞMA:

Değerli Konuklar;

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İnşaat Mühendisleri Odası ve bağlı şubeler ile; toplumsal ve mesleki her konuda çok yakın dayanışma ve işbirliği içerisinde olan odamız, 2 gün sürecek konferansımızı birlikte düzenleyerek bu dayanışmayı daha ileri bir boyuta taşımıştır. Birlik ve dayanışmaları için başta İMO Yönetim Kurulu başkanı Cemal Gökçe olmak üzere yönetim kuruluna ve katkı koyan herkese birkez daha teşekkürlerimi iletiyorum.

Konferansımız 1.günü (bugün) "Tarihi Eserlerin Güçlendirilmesi, Korunması ve Geleceğe Taşınması" 2. Gün ise "Trafik ve Ulaştırma" konu başlığı ile devam edecektir. İki konu başlığını, hem toplumsal hassasiyeti, hem de mesleki olarak Odamızı direk ilgilendiren, kültürel mirasımızı ve insanımızı "Geleceğe Güvenle Ulaştıralım" ana teması altında birleştirdik. Odamızın konferası düzenlemekteki ana amacı; bilimin ışığında, paydaşların çalışma ve tesbitlerini sunacağı, uzman akademisyen konuşmacıların birikimlerini paylaşacağı bir platforum oluşturma, sorunlarımızı tartışıp, çözüm üretmek ve geleceğe yönelik çalışmalara ışık tutmaktır.

Değerli Konuklar;

Kültürel miras kapsamındaki tarihi eserler; bir toplumun bireylerine ortak geçmişlerini anlatan, onu kimliklendiren, aralarındaki dayanışma ve birlik duygularını güçlendiren, yaşamsal süreklilikle birlikte günümüze ulaşan yerel ve evrensel değer niteliği taşıyan bir hazine olarak tanımlanmaktadır. Bu miras insanların tarih boyunca biriktirdikleri deneyimlerin, geleneklerin devamlılığını ve geleceğin doğru kurulmasını sağlar. Kültürel miras; ona miras niteliğini veren evrensel değerlerin yanında gençlere yeni öğrenme ve gelişme fırsatları sunduğu, insanlara güzel duygular ve sıcak anılar yaşattığı, yaratıcılığı ve keşfetme güdüsünü beslediği, dünyaya ve hayata bakışımıza derinlik kattığı ve hepimizin geçmişimizden öğrenecek çok şeyimiz olması nedeniyle koruma sorumluluğumuz olduğu aktarılmaktadır. Kültürel miras aynı zamanda kimliğimizle, kültürümüzle, tarihimizle ilgili somut ve soyut değerlerin tümüdür ve Kıbrıs, bu değerlerin tümünü barındıran zenginliğe sahip bir adadır. Bu nedenledir ki bizler hem toplumumuzu hemde Kültürel Mirasımız olan tarihi eserlerimizi geleceğe güvenle ulaştırma sorumluluğundayız.

2 - Kıbrısın tarihinde ve yakın çoğrafyamızda başta deprem olmak üzere doğal afetlerin yıkıcı etkileri özellikle yerleşim alanlarında görülmekte, maddi ve manevi büyük kayıplara neden olmaktadır. Bu kayıplar içinde insan canından sonra yerine konulması neredeyse imkansız olan en önemli değer ise Kültürel Mirasdır. Savaş hukuku, örf ve adet kurallarına ilişkin 1907 tarihli 4no`lu Lahey Sözleşmesi`nin yönetmeliklerinde, din, eğitim, sanat, bilim veya hayır amaçlarıyla kullanılan binalar, tarihi eserler ve hastanelere yapılacak saldırılar yasaklanmış olmasına rağmen, üzülerek görmekteyiz ki yüz yıl sonrası yaşadığımız dünyada özellikle yakın coğrafyada, ortaya atılan bahaneler sonrası yaratılmaya çalışılan yeni düzeni oluşturacak çatışma ve savaş hali malesef ki hem toplumların yok edilmesi noktasına varan katliamları ve dramları ortaya çıkarmakta, hemde toplumu ile birlikte geleceğe ulaştırmamız gereken "insanlığın ortak mirası" kapsamındaki tarihi yapıların varlığını tehdit eder boyuta ulaşmaktadır.

Doğal afetlerde tarihi yapıların hasar görme ya da yok olma olasılıkları, mühendislik hizmeti almadan, periyodik olarak yapılamayan veya usulüne uygun olmayan bakım ve onarım faaliyetleri ile yapıya zarar veren fonksiyon değişiklikleri gibi sebepler de dünya kültür mirasını yok etme tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Tarihi eserlerimizi geleceğe güvenle ulaştıracak ana unsur toplumlardır. Meslek örgütleri, teknik insanları, uzmanları ve bireylerin mutlaka sürecin bir paydaşı olup sahiplenme duygusunu hissetmesi gerekmektedir. Aksi takdirde toplumun dışta kaldığı çalışmalarda tarihi eserler topluma yabancılaşır, değerini yitirir ve geleceğe ulaştırılması mümkün olmaz. Unutmamalıyız ki toplumun içerisinde olmadığı veya uzak tutulduğu koruma, güçlendirme çalışmalarında tarihi yapılarımıza sadece bir taş verilen kadar değer verilebilir.

Tarihi eserlerimizin korunması, güçlendirilmesi ve geleceğe güvenle taşınabilmesi için meslek örgütlerine ve kurumlarımıza düşen görev; kurumsal altyapımızı oluşturmak, mühendislik birikimimizi artırmak, sistemin sağlıklı ve siyaset üstü olacak şekilde çalışmasını sağlamak, katılımcılığı ve sürdürülebilirliği sağlamak, her boyutu ile değerleri ortaya çıkarmak ve yönetmek, kadrolarımızı oluşturmak, uzmanlaşmak, koruma süreci, koruma kültürünün oluşumu ve gelişiminin sağlanması ve bu çalışmaları ileriye taşımak için ulusal ve uluslararası finansman yaratmak olarak özetleyebiliriz.

3 Değerli Meslektaşlarım, değeri konuklar;

Hafta geçmiyor ki can kaybı olmayan bir trafik kazası olsun. Toplumu oluşturan ana öge olan bireyler geride derin acılar bırakarak trafik kazalarında can vermektedir. Bu gerçekle yüzleşerek toplumumuzu geleceğe güvenle ulaştırma noktasında kendimizi sorgulamamız gerekmektedir. Ulaşım ölçeği dünya ülkeleri ile karşılaştırıldığında küçük diyebileceğimiz adamızda halen daha bir ulaştırma poletikasını yıllardır oluşturamadık. Bir ada ülkesiyiz, ulaşımın ana unsuru olması gereken deniz ulaşımı, hava ulaşımı ve alternatif ulaşım sistemleri gündemimizde dahi değildir. Bu nedenle ülkemizde tartışmanın merkezinde trafik ve karayolu ulaşımı üzerine olmaktadır.

İzlenen hatalı politikalar nedeniyle devlet mekanizması içerisinde ne ulaştırma poletikası oluşturacak insan kaynağımız kaldı, ne de poletika oluştursak bile bunu yönetecek ve ileri taşıyacak teknik dairelerde teknik personelimiz. Yılların yönetim şekli nedeniyle kendi ülkemizde kendi ulaşım ağımızda söz sahibi olamaz duruma doğru hızla ilerliyoruz.

Yaratılan sistemi; teknik dairelerdeki teknik kadroları boşaltmak, liyakatı hiçe sayacak ve meslekle bağdaşmayan atamalar yapmak ve sonrasında da daireler iş yapamaz durumu getirilip işleri Türkiyeye havale etmek, ve Türkiyeden teknik kadorlar eliyle işleri yürütmek olarak içinde bulunduğumuz durumu özetleyebiliriz. Kuzey Kıbrıs gibi küçük bir coğrafyada tabi ki başta Türkiye olmak üzere dünyadaki kurumların tecrübesine, teknik kadrolarının desteğine ve katkısına ihtiyaç duymaktadır. Fakat talebimiz ve ihtiyacımız olan bizlerin yükünün taşınması değil, taşıdığımız yükü daha doğru taşıyabilmemiz için bizlere tecrübelerin aktarılması, yoldaş olunmasıdır.

Plansız kentleşmeye, özellikle yakın coğrafyada yaşanan olaylar sonrasındaki güvenli bölgede yaşama talebinin beslediği rant, her geçen gün artan bireysel ulaşım tercihinin oluşturduğu ve fiziki ulaşımdaki ciddi altyapı yetersizlikleri neticesinde, kentlerimizin geldiği durum; yayaların ve bisiklet kullanıcılarının kent yaşamının içine girmesini engellemektedir. Alınan her karar ve attığımız her adımın çözüme hizmet etmesi noktasında gerekli hasassiyeti göstermemiz, tercihimizi ve kaynaklarımızı palyatif çözümden yana değil bütünlüklü çözecek kararlara yöneltmemiz, ulaştırma sorununun kaygı verici boyutlara ulaşmasını engelleyecektir.

Adamızda yaşanan trafik kazaları sebebiyle ciddi boyutta yitirilen canlar da aslında oluşturmadığımız sistemin en acı veren sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde yapılan bazı araştırmalarda ölümlü kazaların %97.3`ün sürücü hatasından kaynaklı olduğu ortaya konulmasına rağmen altyapımızdaki ciddi eksikliklerin ve yol güvenlik sorunlarının ortada olduğunu ve bunu her gün yollarda seyahat ederken yaşadığımızı, ulaşım ağlarının fiziki olarak yıprandığını ve uluslararası standartlardan uzak olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Kazalar sonrası yollardaki kusurların trafik uzmanları tarafından analiz edilip değerlendirme kapsamına alınmaması nedeniyle tüm hataların sürücü hatası olarak bir noktada kaderci bir anlayışla ortaya çıkmakta diğer kusurların etkisi ise gözardı edilmektedir.

Ülkemizde son yapılan anket çalışmasında da en önemli sorunlardan biri olan ulaştırma ve trafik konusunda daha fazla vakit kaybedilmeden uluslararası standartların öngördüğü kriterlere uygun bir sistem ve altyapı oluşturmamız, yol güvenliğinin standartlara getirilmesi için plan yapılması, toplu taşıma sistemlerinin tartışılması, bütçe ayrılması, uzun vadeli perspektifte insan öncelikli planlama yapmamız gerekmektedir. İlgili meslek odaları ve sivil toplum örgütleri planlamanın mutfağında yer almalı, trafik mühendisliği çözümleri planda yer almalıdır. İçinde bulunduğumuz bu durumun ortadan kaldırılması yerel yönetimlerin yatırımlarında bu konuya öncelikli yer vermesi ile mümkün olacaktır.

Bunu başarabildiğimiz oranda kentlerimizi ve toplumu oluşturan bireylerimizi geleceğe güvenle ulaştırabiliriz. Özetlediğimiz onca eksikliğe rağmen, yol güvenliği başta olmak üzere var olan altyapı sorunlarının bilinciyle trafiği kullanan bireylerinde daha dikkatli olması, güvenli sürüşü tercih etmesi ve kazaya sebebiyet verecek davranışlardan uzak durması da gerekmektedir.

İnşaat Mühendisleri Odası; trafik özelinde her kesimin yaptığı çalışmayı, görüşü, farkındalık yaratma gayretini ve çabayı takdirle izlemektedir. Meclis çatında kurulan trafik özel komitesini ve çalışmalarını meslek odalarının görüşüne ihtiyaç duymasalar bile önemsiyor ve takip ediyoruz. Trafik özelinde yapılan her çabayı insanımızın geleceğine yapılan yatırım olarak değerlendirmekteyiz.

Sabahtan akşama sayısı değişen adamızdaki onaylı üniversiterimizin de odak noktaları sadece öğrenci sayısı olmamalı, 2 konu başlığında da topluma yön verecek ve ışık tutacak araştırmalar ve çalışmaların içerisinde olunması gerekmektedir. Bu konudaki eksikliği adamızdan 1 üniversitenin konferansta yer alıp çalışmalarını paylaşma istenci ilede gözlemlemekteyiz.

Değerli konuklar;

Düzenlediğimiz konferansın hedefine ulaşması için emek harcayan düzenleme kuruluna, dayanışmasından dolayı TMMOB İMO, katılım gösteren akademisyenlere, davetimizi kabul edip katılan paydaş kurum, üniversite ve örgütlere, Odamızın Trafik ve Ulaştırma Komitesine, KTMMOB Şehir Plancıları Odası`na, odamın emekçilerine, konferansa katılarak bizleri onurlandıran siz değerli konuk ve katılımcılar ve katkı koyan her bireye birkez de sizlerin huzurunda teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Sözlerime son verirken; ne acı tesadüftür ki kaldırımda yürüyüş yaptığı sırada konferans düzenleme kurulu üyemizi 15 gün önce bir trafik kazasında yitirdik. TMMOB İMO Genel Seketeri Sn. Fikret Kemal Yıldırım`ı huzurunuzda saygıyla anıyorum. Sn. Yıldırım`ı ve daha birçoğunu geleceğe güvenle ulaştıramadık.

Toplumumuzu geleceğe güvenle ulaştırmak umuduyla, s
aygılar sunarım.


Okunma Sayısı: 278

Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır

   

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
NECATİBEY CADDESİ NO:57 KIZILAY-ANKARA
TEL : +90 312 294 30 00   FAKS : +90 312 294 30 88