NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ İMO ULUSLARARASI KATILIMLI 7. GEOTEKNİK SEMPOZYUMU YAPILDI ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

ANA SAYFA   İLETİŞİM   WEBMAIL ERİŞİMİ   SİTE HARİTASI   ARAMA   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

18 ARALIK 2017, PAZARTESİ   

7

İMO ULUSLARARASI KATILIMLI 7. GEOTEKNİK SEMPOZYUMU YAPILDI

    Yayına Giriş Tarihi: 28.11.2017 00:00   Güncellenme Zamanı: 28.11.2017 18:00:00  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Güncellenme Zamanı: 28.11.2017 11:57:42

İMO adına İstanbul Şube tarafından 22-23-24 Kasım 2017 tarihinde İTÜ Maçka Mustafa Kemal Amfisinde düzenlenen Uluslararası Katılımlı 7. Geoteknik Sempozyumu yoğun bir katılımla gerçekleşti.

İMO ULUSLARARASI KATILIMLI 7. GEOTEKNİK SEMPOZYUMU YAPILDI

 
İMO adına İstanbul Şube tarafından 22-23-24 Kasım 2017 tarihinde İTÜ Maçka Mustafa Kemal Amfisinde düzenlenen Uluslararası Katılımlı 7. Geoteknik Sempozyumu yoğun bir katılımla gerçekleşti.
 
Sempozyumun birinci günü İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe, İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Feyza Çinicioğlu`nun açılış konuşmalarıyla başladı.
 
İMO YÖNETİM KURULU BAŞKANI CEMAL GÖKÇE`NİN AÇILIŞ KONUŞMASI:

İnşaat Mühendisleri Odası adına İstanbul Şubemiz tarafından düzenlenen "7.Geoteknik Sempozyumuna" hoş geldiniz.

Diğer alanlarda olduğu gibi, inşaat mühendisliğinin ana bilim dallarından biri olan geoteknik ana bilim alanının tanıtımını yaparak, yetki ve sorumluluklarının altını çizmek gerekiyor. Bugün gelişen ve değişen dünyamızda kompleks bir hale gelen farklı bilim alanlarının birlikte çalışması kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle geoteknik bilim alanının öncelikle ilgisi içinde olan çalışma konularının iyi bilinmesi gerekiyor. Ayrıca imar planlarının hazırlanmasına altlık oluşturacak bölgelerin jeolojik durumuyla ilgili olarak  değerlendirme  yapılırken, jeoloji ve jeofizik alanının da katkılarını almak gerekiyor.

İnşaat mühendisliği alanının ana bilim dallarından biri olan geoteknik, bundan 30-40 yıl önce, zemin mekaniği ve temel inşaatı adıyla eğitim sistemimiz içerisinde yer alıyordu. Bugün ise  geoteknik bilim dalı olarak inşaat mühendisliği eğitimi içerisinde yer almaktadır.
 
Sayın meslektaşlarım,
Tüm mühendislik yapıları temelleri aracılığıyla yüklerini zemine aktarırlar. Ancak zemine aktarılan yüklerin güvenli bir şekilde taşınması ve zeminde oluşabilecek oturmalarında kabul edilebilir sınırlar içinde olması gerekiyor. Bu nedenledir ki her yapı temelinin oturacağı zemin için farklı ve yeterli ölçüde bir zemin etüdünün yapılması gerekiyor. Ayrıca yapı- zemin etkileşiminden  kaynaklanabilecek sorunları ve bu sorunların çözüm yollarını ortaya koymak, geoteknik mühendislerinin yetki alanı içinde yer almaktadır.

Her türlü yapının zeminle ilişkisi mutlaka vardır. Okul, hastane, konut, baraj, çeşitli su yapıları, liman, karayolu, demiryolu, köprü, havalimanı, tünel inşaatı, metro olmak üzere, insanların doğal ihtiyaçlarını karşılamak için üretmiş olduğu her türlü mühendislik yapısı ya zemine oturuyor, ya da zeminin içerisinde bulunuyor. Üst yapı ne kadar doğru projelendirilip yapılırsa yapılsın, zeminle ilgili yeterli bir bilgiye sahip değilsek, yapının temeline veya zemin içine gömülü yapılara gelecek toprak basıncını doğru bir şekilde hesaplayamazsak üst yapının güvenli olması düşünülemez.
Dünyada ilk kez zemin mekaniği ve temel inşaatı dersleri modern zemin mekaniğinin kurucusu olarak bilinen Terzaghi tarafından verilmiştir. Ülkemizde yapmış olduğu araştırmaların sonuçlarını 1925 yılında "Zemin Fiziği TemelindeZemin Mekaniği" isimli kitabıyla ortaya koymuştur. Bu kitap Dünya İnşaat Mühendisleri tarafından modern zemin mekaniğinin kuruluş belgesi olarak kabul edilmiştir. Kendisini saygıyla anıyoruz. Ayrıca Terzaghi`nin çalışmalarını ve yaşamını bir kitap olarak Odamıza ve meslek alanımıza kazandıran sayın Kemal ÖZÜDOĞRU hocamızı da buradan saygı ve sevgiyle anıyorum.
 
Açıklıkla ifade etmem gerekir ki; bir geoteknik mühendisinin geoteknikle ilgili tasarımları doğru yapabilmesi için mekanik, statik, mukavemet ve hidrolik bilim dallarının temel ilkelerini iyi bilmesi gerekiyor. Ayrıca geoteknik mühendislerinin bu bilgileri zemin mekaniği ve temel mühendisliğine uygulayabilme yeteneklerinin gelişkin olması gerekiyor.

Her projenin ayrı bir zemin çalışmasının olması ve bu zemin yapısına uygun bütünlüklü bir sistem tasarımının yapılması gerekiyor. Bu kapsamda yapıyı güvenli bir şekilde taşıyacak ve zemin oturmalarının güvenli bir şekilde karşılanmasını sağlayacak temel tipleri belirlenir ve yapılır. Açıkçası kendi halinde duran doğanın, denge halinde olan gerilme ve şekil değiştirme koşulları, doğaya yapılan yükleme ile nasıl değiştiğinin belirlenmesi gerekir. Bu durumun belirlenmesi içinde bir inşaat mühendisi bilgisine ihtiyaç var. Bu kapsamda zemin araştırmalarının, yapılacak olan bir yapının güvenlik ve ekonomiklik ilkeleri ekseninde yapılmasını sağlamak için yapıldığını anlamak ve anlatmak gerekiyor. Bu nedenle;

Bir geoteknik mühendisinin ortak çalışmaları organize etmesi ve yönetmesi,
Arazi ve laboratuar çalışmalarından sağlanan verileri değerlendirmesi,

Yapılacak projenin gerektirdiği tasarım parametrelerini belirleyerek geoteknikle ilgili değerlendirme ve öneride bulunması, yapılan projenin uygulanması aşamasında gerekli olan denetimleri yapması gerekiyor.

Ülkemizin deprem tehlikesi altında bulunması, geoteknik mühendisliğinin önemini bir kat daha artırıyor. Deprem nedeniyle ortaya çıkan kayıpların azaltılması için toplumun her kesiminin bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bu sorumluluk başta Odamıza, akademik çevre ve inşaat mühendisi meslektaşlarımıza düşmektedir. Bir yandan bilim ve teknolojik gelişmelere bakıp yenilikçi teknolojilerin üretilmesine odaklanırken, diğer yandan da inşaat teknolojisinin arkasına saklanılarak yaşanmaz bir hale gelen kentlerimize bakarak hayıflanıyoruz.
 
Sayın meslektaşlarım,
 
Bilim ve teknoloji uzun dönemli ekonomik ve toplumsal gelişmenin en önemli unsurlarından biridir. Bilim ve teknoloji politikaları ise bu gelişimin hızını ve yönünü etkilemenin bir aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyamızda ekonomik ve sosyal alanda gelişmiş ülkeler, uzun erimli toplumsal, ekonomik ve siyasi hedefleri ile uyumlu bir bilim ve teknoloji vizyonu geliştirmişlerdir.
 
24 Aralık 2001 Tarihinde Yedinci Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplantısında "Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri Projesi" diye bir öngörünün ortaya konduğunu biliyoruz. Vizyon 2023 Projesine göre:
 
Bilim ve teknolojiye hakim olmak,
Teknolojiyi bilinçli kullanan ve yeni teknolojiler üretebilen,
Teknolojik gelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanmış bir "refah toplumu" yaratmak olarak şekillenmiştir.
 
Ülkemiz için tek stratejik seçenek bilim, teknoloji ve teknolojik yenilikte yetkin olmaktır. Bu yetkinliği kullanarak, gelecek kuşaklara ve toplumun tüm katmanlarına yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. Dünyamızdaki rekabet üstünlüğü yarışı ve ortamında bilim, bilgi ve teknoloji üretimi belirleyici olmaktadır. Kimler ve hangi ülkeler bu üstünlüğe sahipse, onlar, dünyamızda var olan gelir paylaşımında da ön sırayı almaktadırlar. Aynı zamanda o ülkeler söz ve karar sahibi olmaktadırlar. Bu birikime ve yetkinliğe sahip olmadığımız takdirde, ülkemiz için kabul edilebilir bir gelecek yoktur.
 
Türkiye İstatistik kurumu (TÜİK) her yıl ülkemizin Ar-Ge harcamalarınıyayımlıyor. 18 Kasım 2016 tarihinde yayımlanan bilgilere göre özel sektör, kamu ve üniversiteler toplam 20 milyar 615 milyon lira harcamış. Her yıl Ar-Ge harcaması yayımlanan dünyada ki 20 şirketin harcaması bizden fazla. Volkswagen`in yıllık harcaması 15.3 milyar dolar, Samsung`un 14.1 dolar. İntel`in 11.5, Microsoft`un 11.4, Google`un 9.8, Apple`ın ise Ar-Ge harcaması 6 milyar dolardır. Bırakalım ülkelerin AR-GE harcamalarını, bizim Ar-Ge harcamamız dünyada bulunan birçok şirketten çok daha düşüktür.
 
Artık dünya yazılım programlarıyla yeni kodlama, yeni bir algoritma yaratıyor. Farklı olup farklı düşünmek gerekiyor. Ülkeler artık sektörlerden daha çok, sektörleri dönüştürecek teknolojilere odaklanıp yatırım yapıyor. Biyoteknoloji (yaşam bilimleri), nanoteknoloji (malzeme bilimi) ve bilgi-iletişim teknolojileri (bilgisayar bilimleri). Biz de üretici olmayan inşaat sektörü ile ekonomimizi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Ülkemizin sektör değil, teknoloji seçmeye odaklanması gerekiyor. Seçilecek teknolojinin sektörlere nasıl yayılmasına ilişkin bir stratejimizin olması gerekiyor. Böyle bir stratejimiz ne yazık ki yok.
 
Sayın meslektaşlarım,
 
2017 yılında inşaat mühendisliği öğrenimi yapan Üniversite sayısı 119, bölümve program sayısı ise 187 olmuştur. 2016 yılında 12215 öğrenci, 2017 yılında ise 12142 öğrenci kayıt yaptırmıştır. 2016 yılında Odamıza kaydını yaptıran öğrenci sayısı 7051, 2017 yılında ise kaydını yaptıranların sayısı 7098`dir. İki yıl sonra her yıl aramıza 9-10 bin diploma sahibi mühendis aramıza katılmaya başlayacaktır. İşsiz ve gerekli donanıma sahip olmayan mühendis yetiştiriyoruz.

Öğrenci sayısının fazlalığı yanında öğretim kadroları da oldukça yetersizdir. Okulların fiziki şartları da uygun değildir. Ayrıca üniversiteler de özgür bir ortamın olmaması da öğrencilerin yaratıcı bir düşünceye sahip olmalarını engelliyor. Bilim ve teknolojik gelişmenin yeşermesini ortadan kaldırıyor. Bilim, bilgi ve teknoloji ancak özgür bir ortamda yükselir.
 
Sertifika ve yetkinlik belgesinin uygulanmaması nedeniyle düşük kalitede mühendislik hizmeti, haksız rekabeti körükleyen, formaliteyi tamamlamak için kullanılan bir imza anlayışı var. Bu koşullar uzmanlaşmayı giderek fakirleştiriyor. Bilgi üretilerek bilgiye ulaşılır. Bilgi kullanılarak insana hizmet edilir. Bunun için Üniversitelerimizi niteliksel olarak hızlı bir şekilde geliştirip bilim insanlarını özgür bırakmak gerekiyor. Rektör ve dekanlar düşünsel yakınlığa göre değil, bilimsel yeterlilik, liyakat ve özgürlük temelinde hareket etmelidirler. Yoksa birkaç yıl sonra bugünleri de arar olacağız.

Soran, sorgulayan, nedenlerle-sonuç arasında bağ kuran bir öğretim yerine ezbere dayanan bir öğretim anlayış var. İlk ve orta öğretim de evrensel ölçüleri bir tarafa bırakarak hayatı dini kabuller ekseninde açıklayan bir anlayış var.
Durmadan değiştirilen TEOG ve Yüksek Öğrenime Giriş Sınavı da ülkemizin bir yarası olarak karşımızda duruyor. Günübirlik anlayışlarla eğitim ve öğretim sistemine yön verilemez.

Eğitim, bireysel ve toplumsal gelişmenin dinamosudur. Üstelik bugün çok farklı bir dünyada yaşıyoruz. Bilim, bilgi ve teknolojik gelişmelerin hızına yetişmek çok kolay değildir. Bu nedenle çok farklı bir bilgi ve becerinin yeni kuşaklara kazandırılması gerekiyor. Ülkemiz birçok alanda çok gerilerde bulunuyor. Orta öğretimden üniversitelere gelen öğrenciler gerekli olan eğitim ve öğretimi alarak gelmiyorlar. Eğitimin hatalı ve bilimsel olmayan bir çerçevesi var. Okul programlarında sadece fen ve matematik alanında değil, yaşamımızın içinde önemli ölçüde yer tutan dünya ile ilgili bilgiler de yer almalıdır.
 
Aklı doğru kullanmak, merak etmek, kanıt aramak ve sorgulamak gibi hayatın kendi değerleri bizim eğitim sistemi içinde yoktur. Eğitim sistemimiz de akla dayalı olan temel değerler dışlanmıştır.

Açıktır ki yaşamımızda ahlaki, dini ve milli değerlerin ayrı bir yeri vardır. Fakat bu değerler dünyayı anlamamıza yarayan evrensel akıl ve bilime dayalı değerlerle karıştırılmamalıdır. Merak etmezsen, mantığını doğru kullanmazsan dünyayı anlayamazsın. Yeni dünyayı hiç anlayamazsın.
 
Bilim ve teknolojide geri kaldığımız gibi basın özgürlüğünde, yaşam memnuniyetinde, işçi haklarında, iş kazası ve işçi ölümlerinin önlenmesinde, insani gelişmişlik sıralamasında, kadın ve genç istihdamında, küresel barış endeksinde Avrupa ve Dünya ülkeleri arasında sonlarda yer alıyoruz. Uluslararası Şeffaflık Örgütüne göre yolsuzlukta, kadın erkek eşitsizliği ve kadın cinayetlerinde ise üst sıralardayız.

Ciddi bir eğitim sorunumuz var. 15 yaş öğrenci grubunda başarı seviyeleri ve yetenekleri en düşük ülkeler arasında yer alıyoruz. PİSA değerlendirmesinekatılan ülke sayısı arttıkça bizim sıramız geriliyor. Bilim, matematik, okuma ve anlama alanlarının hiçbirinde ortalamayı tutturamadık.

Bugün dünya 4. Sanayi dönemini yaşıyor. Nesnelerin ve hizmetlerin internetine dayalı olarak gelişen, çapraz olduğu kadar iç örgütsel hizmetler sunan, verimli, daha az maliyetli ve esnek bir üretim modelini yaşamımız içine sokmuştur. Dijital dönüşüm inşaat sektöründe var olan dinamikleri de değiştiriyor. Değişen ihtiyaçlar, kullandığımız araçları da değiştiriyor. İletişim tarihin hiçbir döneminde yaşanmadığı kadar yoğun yaşanıyor. Hiç bir kurum, kuruluş ve meslek Odamız bu dönüşüm ve değişimin dışında kalamaz. Yenilikçi bilgi teknolojileri iş yapma biçimlerini ve eğitim sistemini de değiştirecek. 4. Endüstri devrimi dünyanın gündemine büyük bir dalga olarak girmiştir. Bu dalganın önünde durmak mümkün değildir.

Böylesi bir dönemde "7. Geoteknik Mühendisliği Sempozyumunu" yapıyoruz. Açıktır ki bu tür çalışmalar büyük bir emek ve özverinin ürünü olarak ortaya çıkıyor. Çok emek harcandığını, en küçük bir detayın bile gözden kaçırılmayarak üzerinde durulduğunu biliyorum.

Başta düzenleme kurulumuzun başkanı sayın Prof. Dr. Feyza Çinicioğlu olmak üzere tüm düzenleme kurulu üyelerine, sayın Nusret Suna`nın şahsında İstanbul Şubemizin yönetim kuruluna, bilim ve danışma kuruluna, bildirileriyle sempozyumumuzu zenginleştiren bildiri sahiplerine, maddi ve manevi olarak desteğini esirgemeyen tüm kurum, kuruluş ve kişilere çok teşekkür ediyorum.

Sempozyumun başarılı geçmesini diliyor, tüm katılımcılara sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
 

İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna açılış konuşmasında; "Geoteknik Sempozyumu`nun Odamız adına Adana Şubemiz tarafından bugüne kadar başarıyla yapıldığını, Şubemiz tarafından da Sempozyumun uluslararası nitelik taşıyarak bir adım öne taşındığını" ifade ederek, konuşmasına devam etti. "Geoteknik, tıpkı yapı, hidrolik, ulaştırma gibi inşaat mühendisliğinin alt disiplinlerinden biridir. Bu sadece ulusal ölçekli bir tespit değildir. Evrensel ölçekte zemin etüdü ile bağlantılı işlemlerin geoteknik uzmanı inşaat mühendisinin sorumluluğunda yapılması gerekliliği kabul edilmektedir. Yani geoteknik uzmanı inşaat mühendisi bu işleri gerçekleştirirken elbette jeoloji ve jeofizik mühendislerinin de katkısıyla hazırlanan zemin etüdü veri raporundan faydalanacaktır. Her meslek disiplini önemlidir ve değerinin bir başka disiplin tarafından tartışmaya açılması düşünülemez. Ancak zemin-yapı ilişkisinin güvenli yapı üretiminin vazgeçilmezi olduğu gerçeğini yok saymak da inşaat mühendisliğinin yetki ve sorumluluk alanına müdahil olmakla kalmamakta, halkın can güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Bu karmaşanın meslek şovenizmi yapılmadan bilimsel gerçeklere uygun olarak kısa zamanda çözülmesi temennimizdir." Şube Başkanımız Nusret SUNA konuşmasını "Oda Yönetim Kurulumuza, Sempozyum Düzenleme ve Danışma Kurullarına, Ulusal/Uluslararası Bilim Kurulu üyelerine, Odamız Geoteknik Kuruluna, destek ve katkılarını hiçbir zaman esirgemeyen akademisyenlere ve meslektaşlarıma, Sempozyum Sekretaryasına, sponsorlarımıza ve Oda personelimize İstanbul Şube Yönetim Kurulu adına huzurlarınızda teşekkür ediyor ve paydaşımız olan Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği Derneği`ne de teşekkür ediyoruz." diyerek sözlerine son verdi.

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. S. Feyza Çinicioğlu da konuşmasında Odamızın iki yılda bir düzenlemekte olduğu "Geoteknik" Sempozyumları kapsamında İMO İstanbul Şubesi tarafından İstanbul`da düzenlenen Uluslararası Katılımlı 7. Geoteknik Sempozyumu`nda meslektaşlarımızla bir araya gelmenin heyecan ve mutluluğunun yaşandığını belirterek, konuşmasına devam etti. Prof. Dr. S. Feyza Çinicioğlu, "Mesleğimizin gelişim sürecini izleyerek, yenilikleri meslektaşlarımızın meslek yaşamlarına yansıtmak ve ülkemizde inşaat mühendisliğinin her anlamda gelişimini sağlamak için gayretlerini esirgemeyen meslek odamız İnşaat Mühendisleri Odası ve Odamızın en büyük Şubesi İstanbul Şubesi`nin titiz bir çalışmayla düzenlediği "7. Geoteknik Sempozyumu" bu doğrultuda çok önemli işlevlerden birini yerine getirecektir. Meslektaşlarımızın bilgi ve deneyimlerini birbirlerine aktarmak, tartışmak, birlikte değerlendirmek, yeni çalışmalara zemin hazırlamak için ihtiyaç duydukları ortamın hazırlanmasında, başta İMO Başkanı Sayın Cemal Gökçe`nin teşvikleri, İMO İstanbul Şube Başkanı Sayın Nusret Suna ve Şube Sekreteri Sayın Rezan  Bulut`un düzenleme kurulunda da yer alarak en iyiyi oluşturma yönünde gösterdikleri inisiyatif, destek, teşvik ve katkıları, düzenleme kurulunun çok kıymetli üyelerinin büyük zaman ayırarak birikim ve deneyimlerini istek ve heyecanla sundukları katkıları, bilim kurulu üyelerimizin titiz hakemlikleri ile bilimsel düzeyi yüksek bir sempozyum yaratma destekleri, sponsorlarımızın özveriyle sundukları mali destekleri ve en önemlisi siz meslektaşlarımızın bildiri ve katılımlarıyla gösterdikleri teveccüh inanıyoruz ki, bu sempozyum ortamında en verimli ve doyurucu karşılığını bulacaktır." diyerek teşekkürlerle sonlandırdı.
 
Sempozyumun birinci günü Prof. Dr. Turan Durgunoğlu`nun oturum başkanlığında İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü Zemin Mekaniği Laboratuvarı`nın yürütücüsü Çağrılı Konuşmacı Prof. Dr. Lyesse Lalouı`nin "Thermo-Aktif Temellerin Tasarımı" konulu sunumuyla başladı. Sunum sonunda Şube yönetim kurulumuz ve Sempozyum Düzenleme Kurulumuz adına Prof. Dr. Lyesse Lalouı`ye plaketi verildi.
 
2. oturum Prof. Dr. Mustafa LAMAN`ın başkanlığında başladı. Bu oturumda ‘Zemin Özellikleri ve Zemin Davranışı` üzerine 7 adet bildiri sunuldu.
 
İlk günün 3. oturumu ‘Geoteknik Deprem Mühendisliği` konusunda Doç. Dr. Pelin ÖZENER TOHUNCU`nun başkanlığında yapıldı. Bu oturumda 6 adet bildiri sunumu yapıldı.
 
Sempozyum 4. oturumu Prof. Dr. Cavit ATALAR`ın başkanlığında Tunus El Manar Üniversitesi`nde İnşaat Mühendisliği Bölümü`nden Çağrılı Konuşmacı Prof. Dr. Mounir BOUASSİDA`nın "Yüzen Kolonlar Üzerindeki Temellerin Stabilitesi - Tunus`tan Vaka Analizi" konulu sunumuyla başladı. Sunum sonunda Şube yönetim kurulumuz ve Sempozyum Düzenleme Kurulumuz adına Prof. Dr. Mounir BOUASSİDA`ya plaketi verildi.
 
Sempozyumun 5. oturumu Prof. Dr. Sadık ÖZTOPRAK`ın başkanlığında ‘Şev stabilitesi / Enerji Geotekniği` konu başlığında başladı. Bu oturumda 6 adet bildiri sunuldu.
 
6. oturum Doç. Dr. Havvanur KILIÇ`ın oturum başkanlığında yapıldı. Bu oturumda bildirilerin teması ‘Temel Mühendisliği / Zemin Yapı Etkileşimi` başlığındaydı. Bu oturumda 6 adet bildiri sunuldu.
Sempozyum ikinci günü 7. oturumla Recep İYİSAN`ın başkanlığında başladı. Bu oturumda ‘Geoteknik Deprem Mühendisliği` konusunda 6 adet bildiri sunuldu.
 
Sempozyumun 8. oturumu Oda Başkanımız Cemal GÖKÇE`nin başkanlığında Çağrılı Konuşmacı Prof. Dr. Kutay ÖZAYDIN "Yeni Deprem Yönetmeliği Geoteknik Mühendisliği Uygulama Kuralları" konulu sunumunu yaptı. Sunum sonunda Şube yönetim kurulumuz ve Sempozyum Düzenleme Kurulumuz adına Prof. Dr. Kutay ÖZAYDIN`a plaketi verildi.
 
9. oturum Doç Dr. İlknur BOZBEY`in başkanlığında ‘Zemin İyileştirme` teması ile yapıldı. Bu oturumda 6 adet bildiri sunuldu.
 
10. oturum Prof. Dr. Atilla ANSAL`ın başkanlığında Güney Kore Sungkyunkwan Üniversitesi İnşaat ve Mimarlık Fakültesi`nde öğretim üyesi olan Çağrılı Konuşmacı Prof. Dr. Chungsik YOO "Zor Zemin Koşullarında Yeraltı İnşaatında Güncel Uygulamalar – Kore Tecrübesi" konulu sunumunu yaptı.  Sunum sonunda Şube yönetim kurulumuz ve Sempozyum Düzenleme Kurulumuz adına Prof. Dr. Chungsik YOO`ya plaketi verildi.
 
11. oturum İMO Yönetim Kurulu Üyesi Necati ATICI`nın başkanlığında yapıldı. ‘Zemin Özellikleri ve Zemin Davranışı` temalı bu oturumda 6 adet bildiri sunuldu.
 
12. oturum Doç. Dr. Özer ÇİNİCİOĞLU`nun başkanlığında ‘Temel Mühendisliği` temasıyla yapıldı. Bu oturumda da 6 adet bildiri sunuldu.
 
Sempozyumun 13. oturumu Prof. Dr. Özcan TAN`ın başkanlığında ‘Ulaşım Geotekniği` temasıyla yapıldı. Bu oturumda da 6 adet bildiri sunuldu.
 
Sempozyum üçüncü gününde 14. Oturum Doç. Dr. Selçuk BİLDİK`in oturum başkanlığında başladı. Derin Kazıklar ve İksa Sistemleri temalı bu oturumda 6 adet bildiri sunuldu.
 
Sempozyumun 15. Oturumu Prof. Dr. Ergün TOĞROL`un başkanlığında Çağrılı Konuşmacımız Prof. Dr. S. Feyza ÇİNİCİOĞLU`nun "Gerilme-Deformasyon Kontrollü Limit Denge Analizleri ile Dolgu-Zemin-Kazık Etkileşimi" konulu sunumuyla başladı. Sunum sonunda Şube yönetim kurulumuz ve Sempozyum Düzenleme Kurulumuz adına Prof. Dr. S. Feyza ÇİNİCİOĞLU`na plaketi verildi.
 
Sempozyumda 16. oturum Şube Yönetim Kurulu Üyemiz Dr. Baykal HANCIOĞLU`nun başkanlığında ‘Geoteknik Deprem Mühendisliği` temasıyla yapıldı. Bu oturumda 6 adet bildiri sunuldu.
 
Sempozyumun 17. oturumu Şube Başkanımız Nusret SUNA`nın başkanlığında KASKTAŞ`tan Çağrılı Konuşmacı İnş. Yük. Müh. Alp GÖKALP`in "Geoteknik ve Temel Mühendisliğindeki Yenilikler, Güncel İksa ve Derin Temel Uygulama Örnekleri" konulu sunumuyla yapıldı. Sunum sonunda Şube yönetim kurulumuz ve Sempozyum Düzenleme Kurulumuz adına İnş. Yük. Müh. Alp GÖKALP`e plaketi verildi.
 
Sempozyumun 18. oturumu Prof. Dr. Mehmet BERİLGEN başkanlığında ‘Zemin Yapıları/ Geoteknik Deprem Mühendisliği / Zemin İyileştirme` temasıyla yapıldı. Bu oturumda da 6 adet bildiri sunuldu.

19. oturum Şube yönetim kurulu Sekreter Üyemiz Doç. Dr. Murat Serdar KIRÇIL`ın başkanlığında ‘Zemin İyileştirme` temasıyla yapıldı. bu oturumda da 6 adet bildiri sunuldu.
 
Sempozyumun 20. oturumu Doç. Dr. Banu İKİZLER`in başkanlığında ‘Zemin Özellikleri ve Zemin Davranışı` temasıyla yapıldı. Bu oturumda da 6 adet bildiri sunuldu.
 
Sempozyum Şube Başkanımız Nusret SUNA, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. S. Feyza ÇİNİCİOĞLU ve Oda Başkanımız Cemal GÖKÇE`nin üç gün süren sempozyuma ilişkin değerlendirmeler içeren kapanış konuşmalarıyla sona erdi.


Okunma Sayısı: 502

Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır

   

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
NECATİBEY CADDESİ NO:57 KIZILAY-ANKARA
TEL : +90 312 294 30 00   FAKS : +90 312 294 30 88