NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI BURSA ULAŞTIRMA POLİTİKALARI ÇALIŞTAYI YAPILDI ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

ANA SAYFA   İLETİŞİM   WEBMAIL ERİŞİMİ   SİTE HARİTASI   ARAMA   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

23 AĞUSTOS 2019, CUMA   

19

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI BURSA ULAŞTIRMA POLİTİKALARI ÇALIŞTAYI YAPILDI

    Yayına Giriş Tarihi: 29.01.2019 00:00   Güncellenme Zamanı: 30.04.2019 15:13:59  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Güncellenme Zamanı: 28.01.2019 15:02:47

Odamız adına Bursa Şubemiz tarafından düzenlenen TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ulaştırma Politikaları Çalıştayı, 26 Ocak 2019 Cumartesi günü yapıldı.

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI BURSA ULAŞTIRMA POLİTİKALARI ÇALIŞTAYI YAPILDI

Odamız adına Bursa Şubemiz tarafından düzenlenen TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ulaştırma Politikaları Çalıştayı, 26 Ocak 2019 Cumartesi günü yapıldı.

Çalıştayın açılış konuşmaları TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe ve Bursa Şube Başkanı Mehmet Albayrak, Bursa Milletvekili Atilla Ödünç, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zehra Sönmez tarafından yapıldı. Açılış konuşmalarının ardından oturumlara geçildi.

Çalıştayın ilk oturumu Oda Başkanı Cemal Gökçe tarafından yönetildi. Bu oturumda, Cemal Gökçe "Ulaştırma Politikası Kavramı ve Önemi ile Uygulamalar Üzerine Yorumlar" hakkında bir konuşma yaptı. Ardından İnşaat Mühendisi Cengiz Duman tarafından "Sürdürülebilir Ulaşım Sistemlerinde Kentsel Dönüşüm ve İmar Planlamasının Önemi" konulu sunumu yapıldı.

Cemal Akça`nın oturum başkanlığını yürüttüğü ikinci oturumda, Prof. Dr. İsmail Şahin "Ulaştırma Projelerinde Sürdürülebilirlik Çalışmaları", Dr. Öğr. Üyesi Şafak Bilgiç de "Toplu Taşıma Planlaması" konu başlıklarında  birer sunum yaptılar.

Çalıştayın üçüncü oturumu Prof. Dr. İsmail Şahin tarafından yönetildi. Bu oturumda Prof. Dr. Ahmet Tortum "Kent İçi Ulaşım Planlaması ve Uygulama Sorunları" konu başlığında,  Yüksek İnşaat Mühendisi M. Tözün Bingöl "Ulusal yatırımlarının Değerlendirilmesi ve Bursa`da Ulaşım Sistemlerin Koordinasyonu" konu başlıklarında sunum yaptı.

Çalıştayın dördüncü ve son oturumunu ise Prof. Dr. Ahmet Tortum yönetti. Doç. Dr. Turan Arslan "Bursa`daki Trafik Kazaları ve Çözüm Önerileri" konu başlığında, İnşaat Mühendisi Canan Polat ile Ulaştırma Mühendisi Melis Kurun "Ulaşımın Çevresel Etkileri ve Motorsuz Ulaşımın Önemi" konu başlığında sunum yaptı.

Çalıştay, Oda Başkanı Cemal Gökçe`nin kapanış konuşması ile sona erdi.

Çalıştaya İMO Başkanı Cemal Gökçe, 2. Başkanı Cemal Akça, Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Şükrü Erdem, Sayman Üyesi Bülent Erkul, Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Kaya, Genel Sekreter Yardımcısı Bahaettin Sarı,  İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, Erzurum Şube Başkanı Ahmet Tortum, Kocaeli Şube Başkanı Kahraman Bulut, Bursa Milletvekili Atilla Ödünç, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zehra Sönmez ile çok sayıda akademisyen meslektaşımız katıldı.

 Cemal Gökçe`nin yaptığı açılış konuşması

Sevgili meslektaşlarım, sayın meslektaşımız ve milletvekilimiz, akademik odaların değerli başkanları, beyefendiler hanımefendiler; hoş geldiniz diyorum, tümünüze saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.
Mutluluk duydum, bilindiği gibi yerel yönetim seçimleri çerçevesinde ortalık hareketli. Bir milletvekilimiz var burada, bir Anakent Bursa Belediye Başkan Vekili var burada. 1930`lu 40`lı yılları düşündüğümüzde nüfusa oran olarak kadın milletvekillerimiz bugünden çok daha fazla. Ama biraz önce Bursa Belediyesi Belediye Başkan Vekilinin bir kadın olması sıfatıyla burada bulunmuş olmasından da mutluluk duydum. Pek öyle olmadığı birçok ilimizin ilçemizin belediye başkan adayları da keşke kadın olabilseydi. Mücadele etmeniz gerekiyor sayın kadınlarımız.
İnanın bu konu en az ulaştırma konusu kadar önemli ve değerli. Çünkü sonuç itibariyle ulaştırma dediğimiz zaman insan odaklı ulaştırmadan bahsediyoruz. Ulaştırmanın insan odaklı olabilmesi için de, sevgiye dayalı olması lazım, çevreye dayalı olması lazım. Mehmet Başkanımızın da altını çizdiği gibi, otomobil öncelikli değil insan öncelikli olması lazım. O zaman kadınlarımızın da hak ettikleri değeri görmesi lazım. Bu bir süreç, umuyorum ki bundan sonraki dönemlerde kadınlarımız aktif siyaset içerisinde çok daha fazla bulunurlar, bu mücadele içerisine girerler.
Bursa çok yakından bildiğim bir il, ailemin büyük bir kısmı Bursa`da, bir yanıyla Bursalı sayılıyorum ben de. Fakat arkadaşlarımız özellikle yönetici arkadaşlarımız, biraz önce de çok uzun süredir tanıdığım dostlarım arkadaşlarım şikâyette bulundular, çok az gelip gidiyorsunuz. Haklılar, geleceğiz. Her yere gitmek lazım arkadaşlar, 26 şubemiz var, bir genel merkezimiz var, 111 temsilciliğimiz var. Keşke mümkün olsa da bütün temsilciliklerimize, bırakın şubelerimizi de temsilciliklerimize gidebilelim. Fakat yapmış olduğumuz bu çalıştaylarla İnşaat Mühendisleri Odası yıllardır, 1974 yılında başlayan bir ulaştırma kongresi var, son derece önemli bir kongredir. Bugün bile biz birkaç sene önce 1974 dokümanlarını İstanbul Şubesi olarak yeniden basıp arkadaşlarımıza dağıtmıştık.
Enteresandır, politikacılarımız bugün Türkiye`de siyaset kurumunun içerisinde bulunan insanlarımız çok alıngan oluyorlar gerçekten. Fakat ben bir şeyin altını çizeyim. 1974 yılından bu yana ulaştırma sisteminde, ulaştırma politikasında mantığımız bir türlü değişmedi. İnanın 1974 yılında yapılmış olan İnşaat Mühendisleri Odasının önderliğinde diğer dört odamızla birlikte yapılmış olan ulaştırma kongresi notlarına bir göz attığımızda, mantık olarak sistem olarak bugünden çok farklı değil.
Fakat şuraya gelmişiz, biraz önce burada konuşma yapan Belediye Başkan Vekili Zehra Hanım, otomobil öncelikli değil insan öncelikli dedi; önemli bir şey. Hayatın her alanında ulaştırma da dahil olmak üzere önce öğreniriz telaffuz etmeye başlarız, sonra onun kültürüne sahip oluruz, yani içselleştiririz ve kullanırız. Dolayısıyla otomobil öncelikli olmaktan çıkmak gerekiyor diye eğer Bursa gibi otomobile teslim olan bir kentimizin Belediye Başkan Vekili bunu ifade ediyorsa, demek ki İnşaat Mühendisleri Odası da bugüne kadar söylemiş oldukları yapmış oldukları kongre ve çalıştaylarla bir yanıyla amacına da ulaşmış demektir değerli meslektaşlarım, değerli katılımcılar.
Ekim ayında 13.Ulaştırma Kongremizi Erzurum`da yapacağız, İstanbul Şubemizle Erzurum Şubemiz birlikte yapacak. Fakat biz Güngör Hocamızla, bugün gelemedi, onun selamlarını sevgilerini de sizlere iletmiş olayım, ulaştırma politikasıyla ilgili burada ne olmalıdır, nasıldır ulaştırma politikaları bugün, ne olmalıdır noktasında bir sunum yapacaktı. Ama aile dostu, sınıf arkadaşı, komşusu bir meslek insanımızı, bir meslek büyüğümüzü kaybetmiş olmaktan dolayı bugün öğlen onu sonsuzluğa uğurlayacaklar, gelemedi çok da üzüldü. Dolayısıyla sizlere de aracılığımızla selamlarını ve sevgilerini gönderdi.
Sormuştum, ben kişi olarak bağışlayın, inşaat mühendisleri olarak, uzun süre İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinde yöneticilik yapan bir kişi olarak, 10 tane ulaştırma kongresini birlikte yapmış olduğumuz Güngör Evren`e sormuştum. Hocam bu 13.Ulaştırma Kongresini nerede yapalım diye. Tabii Bursa da talipliydi bu kongreye. Demişti ki bana, Ankara`yı geçelim o tarafa diye. Son derece haklıydı, ama bugün ulaştırma sorunlarına, ulaştırma problemlerine baktığımızda İstanbul problem çerçevesinde dünyanın, yani sorun çerçevesinde dünyanın en önde gelen kentlerinden birisi. Bursa da ona yaklaşmış. Fakat mantık değişmiyor, öğrenilmiyor ve uygulanmıyor. Bu yanıyla sadece İstanbul`da bulunan bilim çevrelerinin uzmanların ulaştırma konusunu çalışmaları yetmiyor, bütün ülkemizde özellikle meslek grubumuzun insanları olarak inşaat mühendisi arkadaşlarımızın, hayatın mesleğimizin her alanına yönelik, özellikle de ulaştırma alanına yönelik olarak aynı dili kullanmaları gerekiyor.
Bu yanıyla sadece kongrelerle yetinmemek, çalıştaylarla da farklı farklı illere giderek ulaştırma politikamız ne olmalıdır noktasında ortak bir dili, ortak bir düşünceyi yakalamak amacıyla 45.Dönem Yönetim Kurulumuz ve 46. Dönem Yönetim Kurulumuz daha çok Anadolu`nun farklı yerlerinde çalıştaylar, kongreler elbette ki yapılacak. Fakat ulaştırma çalıştaylarımız başta olmak üzere, mesleğimizi ilgilendiren ve insanı ilgilendiren her alanda çalıştaylar yapmayı da kararlaştırmıştır.
Eskişehir`de ulaştırmayla ilgili bir çalıştayımız var, Samsun`da ulaştırmaya ilgili bir çalıştayımız var. Samsun`da, Eskişehir`de, Konya`da, başka illerimizde ulaştırma kongresinin kendi illerinde yapılmasıyla ilgili çok sıcak ve yoğun talepleri vardı. Ama açıktır ki, bazı mesleğimizle ilgili kongre ve sempozyumlarımızı dört yılda bir yapmış olmamıza rağmen İnşaat Mühendisleri Odası olarak, ulaştırma konusu son derece ağır sorumlarla yüklü olan ulaştırma kongresini henüz İnşaat Mühendisleri Odası olarak iki yılda bir yapıyoruz. İnanın her ay çalıştay yapsak, ulaştırmayla ilgili sorunları konuşsak, Bursa`da İzmir`de Ankara`da İstanbul`da Adana`da, 12.Ulaştırma Kongremizi de yine İstanbul Şubemizle Adana Şubemiz Adana`da yapmışlardı, yine de anlatacaklarımız var olan problemlerin açıklanmasına yetmez.
Bu yanıyla burada bulunmak, Bursa`da ulaştırma çalıştayını yapmış olmak, özellikle yerel seçim döneminin sıcaklığıyla, umuyorum ki siyasi partiler de seçim meydanlarında bulunan ve kendilerini ifade etmeye çalışan siyaset kurumları da, İnşaat Mühendisleri Odasının, İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubemizin buradan ifade ettiklerini alır kullanırlar.
Değerli meslektaşlarım, biz ülkemizi çok seviyoruz, çocuklarımızı çok seviyoruz, kentlerimizi çok seviyoruz. İnanın ki, sorunları çözememiş olmaktan dolayı da çok fazla üzülüyoruz. Ulaştırma konusu bir arazi kullanma konusudur. Yani ulaştırma sadece ulaştırma konusu değildir. Siz eğer arazinizi kentinizi kasabanızı köyünüzü doğru planlayabilmişseniz, ulaştırmanızı da doğru planlamışsınızdır. Çünkü öncelikli olarak arazinizi doğru planlamışsınızdır, doğru kullanmışsınızdır.
Ne diyor ülkemizin tepesinde bulunan Sayın Erdoğan? Diyor ki, "kentlerimize ihanet ettik" diyor, "bu yapılar nereden çıktı?" diyor. Ben yaklaşık olarak 45 yıllık İstanbulluyum, bugün Ataköy`e gidin, orada Cem Otellerinin bulunmuş olduğu bölge değerli meslektaşlarım, denize giren denizde yüzen Ağrılı bir insan olmama rağmen, bir insanım. Ama inanın saçlarım diken diken oluyor bir meslek insanı olarak.
Bilirsiniz aynı şeyler Bursa için de geçerlidir. Elbette ki bizim meslek grubumuz açısından özellikle yolların yapılması, köprülerin yapılması, inşaatların yapılması, alt ve üstyapıların yapılması, metronun yapılması, demiryollarının yapılması, karayollarının yapılması, denizyollarında gerekli ulaşım sistemlerinin, gerek insan taşımak için gerekse araç taşımak çerçevesinde sistemlerinin oluşturulması son derece önemlidir ve bu konuyu çalışan da birinci meslek gruplarından biriyiz. Fakat değerli arkadaşlarım, değerli meslektaşlarım; elbette ki inşaatlar yapılacaktır, alt yapı ve üstyapılar yapılacaktır. Fakat bir planınız yoksa bir stratejiniz yoktur, bir stratejiniz yoksa bir geleceğiniz yoktur. Bizde genel çerçevede plan olmadan inşaatlar yapılır, az katlı veya çok katlı alışveriş merkezleri ve gökdelenler yapılır, sonra plana dahil edilir. Veyahut plan vardır değerli meslektaşlarım, planı yapan insanlar devre dışı bırakılır, onlar önemsenmez, çok önemli değil, gündelik ve sıradan bir şeymiş gibi buraya alışveriş merkezi yap, şuraya gökdelen yap, şuraya köprü yap, şuraya metro yap... Arkadaşlar, bu anlayıştan vazgeçmek gerekiyor. İşte bu nedenledir ki kentlerimizi mahvediyoruz. Ondan sonra da nasıl çözeceğiz diye kara kara düşünüyoruz.
Cumhurbaşkanı bunu söylüyor da, peki bir önceki dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı ne diyor? Diyor ki, "biz size kentsel dönüşüm yapın dedik, ama böyle yapın demedik." Doğancılar`dı değil mi arkadaşlar Bursa`da. Doğanbeyli... Hakikaten kentsel dönüşüm yapın dedik de, böyle kentsel dönüşüm yapın mı dedik arkadaşlar? Elbette ki aynı bizler insanlar nasıl yaşlanıyoruz, yaş alıyoruz, yıpranıyoruz, kendimizi yenilemeye çalışıyoruz, doktora gidiyoruz. Deprem olmasa bile, depremin yıkıcı etkisi olmasa bile, sokaklarımız okullarımız hastanelerimiz evlerimiz yıpranıyor, yenilenecek. Bunları yenilemekten doğal bir şey yok. Fakat Fikirtepe gibi mi bir yenileme yapmak gerekir? Aynı sokağa yol büyüklüğü değişmiyor, beş katlı yapıyı yıkıp yedi kat yapıyorsun, 10 daireyi yıkıp 15 daireye çıkarıyorsun. Nüfus sayısını yüzde 30 artırıyoruz, otomobil sayısı nüfus sayısından daha fazla artıyor; aynı sokak aynı altyapı. Demek ki sizin yapmış olduğunuz her konut, aynı zamanda ulaştırma konusuyla da ilintili bir konu.
1950 yılına kadar 8650 kilometre demiryolu yapıldı bu ülkede. Duyunu Umumiye emperyalist ülkelere ödemiş olduğumuz ödememiz gereken para 1954 yılında bitti. O yoksulluk içerisinde cumhuriyet kuşağı 8650 kilometre demiryolu yaptı. Bugün yaklaşık olarak Türkiye`nin 10 bin kilometre mertebesinde demiryolu var, ayıptır. Karayolu yapmayacak mıyız? Elbette ki karayolu yapacağız. Dört bir tarafa denizlerle çevrili olan bir ülkede demiryolu denizyolu karayolu bir entegrasyon çerçevesinde, karayolu ancak demiryolunu besleyecek çerçevede olmak durumundadır. Yollarımız insanları taşımıyorlar, otomobilleri taşıyorlar. Peki ne dedi Belediye Başkan Vekilimiz? Öncelikli olarak otomobil değil insan. Peki, o zaman niye yapıyoruz bunları arkadaşlar? Kim yapıyor, birileri mi gelip bizim yerimize yapıyor? Biz yılladır diyoruz ki, bakın 1970`li yıllarda 73 yılında birinci boğaz köprüsü yapıldı. O dönemin İnşaat Mühendisleri Odası yöneticileri, başta bulunan ülkemizi yöneten insanların kendilerine bakmaksızın dediler ki, elbette bizim köprüye ihtiyacımız var, bizim yola ihtiyacımız var. Ama siz iki yaka arasındaki ulaştırma problemini -İstanbul`la ilgili söylüyorum- çözmek istiyorsanız eğer, köprü anlayışıyla iki yakanın, hatta ve hatta ileride bütün İstanbul`un ulaştırmasını sorun haline getirecek, çözme şansınız yok demişlerdi. Bugün İstanbul köprüler tuzağına düşmüştür. İstanbul Boğazının üzerini 45 yıldır İstanbul`da yaşayan bir insan olarak söylüyorum, İstanbul`u bugün yönetenlerin de en az bizim kadar yakındıklarını biliyorum. Bütün boğazın üzerini köprülerle betonla kaplasak bile değerli meslektaşlarım, değerli arkadaşlarım, İstanbul`un sorununu köprüler anlayışıyla çözme şansımız yok.
Ne denildi 1974 yılında? Hani ulaştırma konusu bir aracı kullanım konusudur dedik ya, siz eğer birinci köprüyü yaparsanız yapıldı. Arkasından henüz normal düşünülen kapasitesine, yani 10 yıl geçmeden aradan ikinci köprünün yapılması ihtiyacı çıktı ortaya, sonra üçüncü köprü. İnanın ki böyle giderse dördüncü köprü beşinci köprüyle de İstanbul`un ulaştırmasını çözme şansımız yok. Ama ne denilmişti? Denilmişti ki, eğer siz boğaza köprüler yaparsanız, İstanbul`un su havzaları, İstanbul`un ormanı, İstanbul`un yeşili olan boğazı yapılaşmadan kurtaramazsınız. Bugün biz üçüncü köprüyü yaptık, üçüncü havaalanını yaptık, İstanbul`un su havzası olan, İstanbul`u susuz bıraktık ve biraz sonra söyleyeceğim, beş afetle İstanbul`u karşı karşıya bıraktık.                        
Bugün Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki, artık yüksek yapılardan vazgeçin diyor, yatay yapın. Umuyorum ki, bekliyoruz ki, yatay yapıdan kasıt, üçüncü köprüyle üçüncü havaalanı arasındaki ormanlık alan değildir. Çanakkale`ye bir köprü yapıyoruz, günlük 46 bin araç garantisi var. Osmangazi Köprüsü, dün oradan geldik. Günlük 40 bin araç garantisi var. Üçüncü köprü 135 bin araç garantisi var. Tüp tünel İstanbul`daki, 68 bin araç garantisi var. Yaklaşık olarak aklında doğru kaldıysa, günlük bu saydıklarımın araç garantisi 243 bin. Arkadaşlar, 100 bin araç geçmiyor buradan. Toplam maliyet 6 milyar dolar civarında. 10 yıl içerisinde ödeyeceğimiz fazla paralarla üçüncü köprüyü de yapabilirdik, üçüncü havaalanını da yapabilirdik, Çanakkale Köprüsünü de yapabilirdik, Osmangazi Köprüsünü de, tüp tüneli de yapabilirdik. Niye kendimiz yapmıyoruz? Niye yap işlet devret anlayışıyla yapıyoruz? Türkiye bugün eğer ekonomik kriz yaşıyorsa, bir yanıyla da bu yatırımlarla ilgili bir ekonomik kriz yaşıyordur Türkiye. O zaman demek ki değerli meslektaşlarım, ulaştırma konusu aynı zamanda bir arazi kullanım konusudur. Yani eğer birinci köprü yapılmasaydı, İstanbul`un boğazı mahvolmayacaktı. İkinci köprü yapılmasaydı hiç mahvolmayacaktı. Şimdi ikinci köprüyle üçüncü köprü arası da dolacak. Bu sınanmış dünyada, siz bir yere eğer yol yaptıysanız, bir yere köprü yaptıysanız kaçınılmazdır, hangi siyasi parti olursa olsun, hangi yönetim olursa olsun değerli meslektaşlarım, o bölgenin yapılaşmasını engelleyemezsiniz. Umarım ki engelleriz.
Peki, biz havaalanına karşı mıydık? 12 tane ulaştırma kongresi yaptık dedik. Hayır, İstanbul`un anayasası vardı, 1/100 binlik çevre il düzeni. O anayasayı bir önceki dönem, yani görevden alınmış olan Sayın Kadir Topbaş Beyefendi, biz İstanbul`un anayasasını yaptık demişti. Gerçekten de doğrudur. Biz de destek vermiştik İnşaat Mühendisleri Odası olarak. Ama bugün bu saymış olduğum köprüler ve havaalanı İstanbul`un anayasasında yoktu. Arkadaşlar, böyle yönetim mi olur, böyle bir şey mi olur? Ben meslek adamı olma sıfatımla söylüyorum bunları. Planı yok sayıyorsak, bilimi yok sayıyorsak, bilgiyi yok sayıyorsak, uzmanlığı yok sayıyorsak, biz problemleri nasıl çözeceğiz?
Meslek insanları, sevgili milletvekilim de meslek insanı, biz yöneticilerin arkasından gitmeyiz. Dünyanın her yerinde böyledir, yöneticiler kenti yöneten insanlar, küçümsemek anlamında söylemiyorum, meslek insanlarının arkasından, bilgi insanlarının arkasından giderler. Çünkü elbette ki onlar siyaset kurumunun başında olan insanlar olarak, elbette ki onlar da seçmenleri vardır, tasarıları vardır, planları vardır, programları vardır, işin gereklerini yapacaklardır. Ama öncelikli olarak bir yere köprü yapılacaksa, bir yere metro yapılacaksa, bir yere alışveriş merkezi veya gökdelenler yapılacaksa, bir planlama varsa, o planlamada inşaat mühendisleri vardır, mimarlar vardır, şehir plancıları vardır, sosyologlar vardır, doktorlar vardır, vardır vardır. İşte İstanbul`un anayasası böyle bir anayasaydı. Ama bu anayasayı biz kendi ellerimizle deldik. Ondan sonra diyoruz ki şimdi, nasıl çıkacağız bu işin içinden?
1873 yılında dünyanın ilk metrolarından biridir Tünel diye adlandırdığımız Şişhane`deki tünel. Bugün İstanbul`un 170 kilometre metrosu ve demiryolu var. Ayıptır! Biz karayolu yapmayın demiyoruz, ama siz ulaştırma bilimi diyor ki, hatta ve hatta tekrar bütün ulaştırma kongrelerinde ifade ettiğiniz gibi ifade ettiğim gibi, İstanbul`a da Bursa`ya da Sayın Vekilim, İstanbul`a da Bursa`ya da bir kilometre bile yol genişletmesini şerit ilavesi yapmayın, yeni yol yapmayın. Çünkü bilim şunu diyor: Siz diyor, bir tıkanıklığı gidermek için yeni şerit ilave ederseniz, yeni bir yol yaparsanız, evlerde uyuyan, yani otomobillerini alarak sokağa çıkmayan insanları heveslendirirsiniz, o insanlar tekrar yollara çıkarlar, bir önceki durumdan çok daha problemli hale gelir o yollar. Çünkü otomobile teslim edersiniz.
Peki, ne yapalım? Denizyolu Bursa`nın dibi, İstanbul`un dört bir tarafa, Türkiye`nin dört bir tarafı... Belki Güngör Hoca gelmedi, o evrede demiryolu denizyoluyla ilgili bilimsel çerçevede birtakım şeyler de söylerim. Bursa`ya öncelikli olarak başlanmıştır, metro ve demiryolu artırılmalıdır. İnanın bir kilometre bile, bir metre bile karayolu yapmayın, başka yerlere harcayın o paraları; çünkü çözülmez, çözemezsiniz.
Benim de otomobilim var, ama toplu taşımayla gidebileceğim yerler varsa İstanbul`da, inanın almıyorum otomobili, niye alayım? Alırım binerim deniz aracına, binerim metroya, alırım gazetemi kitabımı elime okurum. Hem de o yolu, o güzergâhı değerlendiririm. Ama insanlar, bir de sadece demiryolu yapmak, denizyolunu işletmeye açmak, metrobüs yapmak veyahut karayoluyla onları beslemek yetmiyor. Bu sistemler arasında doğru entegrasyonların da kurulması gerekir. Çünkü insanlar şöyle düşünüyorlar. Gideceğim bir yerde demiryoluyla işte bineceğim, oradan ineceğim falancaya gelmek için yürüyeceğim yürüyeceğim, o zaman ben otomobilimle gideyim diye düşünüyor. Fakat siz bu ulaşım sistemleri, farklı ulaşım türleri –sistem demeyeyim- arasında doğru bir entegrasyon sağlarsanız eğer, insanlar çok zorunlu değilse otomobillerini niçin alsınlar değerli meslektaşlarım. İşte bu nedenle biz Bursa da o noktaya gelmiştir, gece İzmir`de bir deprem oldu 4,7 büyüklüğünde. İnsanların ödü patlamış. Geçen yıl 2017 yılında Bursa`da, işte özellikle 17 Ağustos depremini yaşamış olan şubelerimizle birlikte Bursa`da depremle ilgili bir toplantı yapmıştık. Orada da meslektaşlarımızla birlikte, Bursa Şubemiz de sürekli olarak ifade ediyor. Bursa da bir deprem bekliyor, önemli bir deprem bekliyor. Kapalıçarşı yangınlarını bir hatırlayın, insanların Bursa`yı terk ettiklerini bir hatırlayın, Kapalıçarşı yangınlarını bir hatırlayın. O zaman planlı bir Bursa`ya ihtiyacımız var.
Kat kat üzerine yığılacak, özellikle kentsel dönüşüm çerçevesinde sayıyı artırma noktasında ulaştırmayı ihmal eden bir planlama olmaz. Eğer bir bölgeyi siz planlıyorsanız, o bölgede yani alan bazı çerçevesinde bir kentsel dönüşüm yapacaksanız, mutlaka kentin ana damarlarıyla entegrasyonunu da düşünmeniz gerekir. Yoksa ciddi bir ulaşım sorunu ortaya çıkarırsınız.
İstanbul, bizim saçlarımız diken diken oluyor, umarım bir depremde, bir depreme uzun süre yakalanmayız, İstanbul`u da rehabilite ederiz o zamana kadar. Bugün gelmiş olduğumuz nokta itibariyle sokaklar evlerimizin içerisinden daha tehlikeli hale gelmiştir. Ulaştırma konusu aynı zamanda bir yaya konusudur, yayalaştırılma konusudur, gezme konusudur, dolaşma konusudur, hava alma konusudur. Var mıdır bu koridorlar? Bursa`da da giderek kayboluyor, ama Bursa kurtarılabilir.
Bu yanıyla ben altını çizmeye çalıştığım bu konular değerli meslektaşlarım, değerli bilim insanlarımız ve Bursa Şubemizin hazırlığı çerçevesinde biraz sonra burada kapsamlı bir yanıyla tartışılacaktır, konuşulacaktır. Arkadaşlar, biz kişilerle uğraşmıyoruz, uğraşmayacağız, biz problemle uğraşıyoruz. Çünkü inanın bugün hangi kademede yönetici olursa olsun, o insanların çocukları da bizim çocuklarımız, biz onları da düşünerek söylüyoruz. Sadece kendi çocuklarımız, kendi akrabalarımız yok ki Bursa`da, İstanbul`da, İzmir`de. Bu yanıyla deprem konusunda ulaşım akslarının açık olması gerekir. Mademki Bursa da bir deprem bekliyor, o zaman her yere klasik anlayışımızla her yere durmadan yapı yapmak ve anlaşıldı, inşaat sektörü bugün ciddi bir kriz içerisinde.
Değerli meslektaşlarım, İnşaat Mühendisleri Odası da bu çerçevede çok ciddi bir şekilde etkilendi. Çünkü meslektaşlarımızın işi yoksa açıktır ki, İnşaat Mühendisleri Odasıyla da olan ilişkileri zayıflıyor. Ama ben bir önerim var burada değerli meslektaşlarıma. Bu boşluğu, bu işsizlik dönemini kendilerinizi geliştirerek, odamızın ve şubelerimizin açacakları açtıkları meslek içi eğitim seminerlerine ve kurslarına çok daha fazla yoğunluk vererek bu boşluğu doldurmakta yarar var. Yani öğrenmekte, bilgilerimizin arasına yeni bilgiler katmakta yarar var. Özellikle yeni bir Deprem Yönetmeliği biliyorsunuz 1 Ocak 2019 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi. Bu Deprem Yönetmeliğine kadar biz Türkiye`de bas bas bağırıyorduk İnşaat Mühendisleri Odası olarak. Diyorduk ki, koca koca yapılar yapılıyor Sayın Milletvekilim, yüksek yapılar yapılıyor, ama bu ülkenin Yüksek Yapılar Yönetmeliği yok, neye göre yapılıyor bunlar? Ama bugün bir Deprem Yönetmeliğimiz var, bu Deprem Yönetmeliğimizde de yüksek yapılarla ilgili bölümler var.
İnşaat Mühendisleri Odasının dışında birçok meslek grubu, yani işin bilimsel ve teknik çerçevesini düşünmeyen, daha doğrusu öne almayan, sadece iş yapma kapasiteleri çerçevesinde bakan –üzgünüm- bazı meslek insanları ne yazık ki bu Deprem Yönetmeliğini dünyanın önemli deprem yönetmeliklerinden birisi olan bu Deprem Yönetmeliğini tartışma konusu haline getirdiler aynı zamanda. Arkadaşlar, elbette ki tartışacağız, elbette ki bir sorunlar varsa, eksiklikler varsa, bunların giderilmesi noktasında başta İnşaat Mühendisleri Odası olmak üzere gerekli düşüncelerimizi ifade edeceğiz. Ama bu var olan ve beş yılda bir değişmesi gereken, 1998 yılından bu yana kadar Deprem Yönetmeliği yenilenmemiştir. 2007 yılında yapılmış olan Deprem Yönetmeliği 1997 Deprem Yönetmeliğine güçlendirme bölümünün ilave edilmiş olduğu bir Deprem Yönetmeliğidir. Oysa dünyanın depremle karşı karşıya olan başka ülkelerinde beş yılda, dört yılda bir deprem yönetmelikleri değişir. Çünkü mühendislik bilimi ve bilgisi geliştikçe yönetmelikler de değişir. Bu yanıyla biz aynı zamanda bu yönetmeliğimize de sahip çıkacağız, ama sorun olarak sıkıntı olarak gördüğümüz kısımlar varsa, onlara yönelik olarak da düşüncelerimizi ifade ediyoruz. Bu Deprem Yönetmeliğinin tekrar kaldırılıp, eski Deprem Yönetmeliğinin gündeme getirilmesi konusu değildir. Deprem Yönetmeliği konusu da ulaştırma konusuyla yakından ilgili bir konudur.
Ben bu çalıştayımızın başarılı geçmesini diliyorum. Bursa Şubemizin Sayın Mehmet Albayrak Başkanımız başta olmak üzere, tüm şubemizin yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımızı ve emeği geçen Bursa Şubesi çalışanı arkadaşlarımızın tümüne teşekkür ediyorum ve siz değerli meslektaşlarım da ilgi gösterip katıldığınız için... İsterdim ki Bursa`mızın diğer milletvekilleri de aramızda olabilse. Ama her nedense, bir de şöyle oluyor. Umut verici, sevgili meslektaşım dedi ki "dinleyeceğim" dedi. Gelirler, birazcık dinlerler böyle açılışta, ondan sonra işlerimiz var diye... Bizim öğrenmeye elbette ki ihtiyacımız var da, sizin de öğrenmeye ihtiyacınız var. Bekleyin biraz dinleyin.
Teşekkür ediyorum, sevgilerimi saygılarımı sunuyorum.
 
 


Okunma Sayısı: 457

Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır

   

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
NECATİBEY CADDESİ NO:57 KIZILAY-ANKARA
TEL : +90 312 294 30 00   FAKS : +90 312 294 30 88