İMO tarafından Hasar Tespit Çalıştayı Yapıldı
Eklenme Tarihi: 12/12/2025
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen Hasar Tespit Çalıştayı, 12 Aralık 2025 tarihinde İMO Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirildi.
Çalıştay, İMO Afet Hazırlık ve Müdahale Kurulu Başkanı Abdullah İncir, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Afet Hasarları Tespiti Daire Başkanı Emrah Süme ve İMO Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Suna’nın konuşmalarıyla başladı.
Çalıştayda, Cahit Kocaman, Emrah Süme, Prof. Dr. Alper İlki ve Doç. Dr. Halit Cenan Mertol tarafından İMO (2016) ve AFAD(2025) Hasar Tespit Yönetmelikleriyle ilgili bilgilendirme ve farklılıklarıyla ilgili değerlendirme ile Temel Pirli tarafından Sahada Yaşanan Sorunlar ve Önlemler hakkında sunumlar yapıldı. Katılımcılar yapılan sunumlar üzerine görüş ve değerlendirmelerde bulundu.
İMO HASAR TESPİT ÇALIŞTAYI
12 Aralık 2025 – Özet Rapor
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) tarafından 12 Aralık 2025 tarihinde düzenlenen Hasar Tespit Çalıştayı, afet sonrası bina hasar tespitine ilişkin mevzuat, uygulama sorunları ve teknik yaklaşımların çok yönlü olarak ele alındığı önemli bir mesleki etkinlik olmuştur. Çalıştay; İMO Yönetim Kurulu üyeleri, Afet Hazırlık ve Müdahale Kurulu üyeleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı temsilcileri, akademisyenler ve sahada görev almış mühendislerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
1. Açılış ve Kurumsal Çerçeve
Çalıştayın açılışında yapılan konuşmalarda, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği vurgulanmış; hasar tespitinin afet yönetiminin en kritik aşamalarından biri olduğu ifade edilmiştir. İMO Afet Hazırlık ve Müdahale Kurulu Başkanı tarafından, 1999 Marmara Depremi sonrası başlatılan kurumsal çalışmalar, 2016 yılında yayımlanan “Depremin Etkilediği Betonarme ve Yığma Binaların Hasar Tespiti” kitabı ve bu kitabın sahada standartlaşmayı sağlamaya yönelik katkıları aktarılmıştır. Hasar tespitinin kişisel yorumlara dayanmayan, ölçütleri tanımlı ve güvenilir bir sistemle yapılmasının gerekliliği özellikle vurgulanmıştır.
İMO Yönetim Kurulu Başkanı konuşmasında; hasar tespit çalışmalarının yalnızca teknik bir işlem değil, kamusal güvenlik, barınma hakkı ve ülke kaynaklarının korunması açısından hayati bir sorumluluk olduğunu belirtmiştir. Yanlış hasar tespitlerinin ya can kayıplarına yol açabileceği ya da kurtarılabilir yapıların gereksiz yere yıkılmasına neden olacağı ifade edilmiştir. Bu bağlamda, güçlendirme yaklaşımının afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduğu özellikle vurgulanmıştır.
2. Yeni Hasar Tespit Yönetmeliği ve Bakanlık Görüşü
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı temsilcisi tarafından yapılan sunumda, 22 Haziran 2025 tarihli “Afetler Sonrası Bina Hasar Tespiti Yapılmasına İlişkin Genel Kurallar Hakkında Yönetmelik” tanıtılmıştır. Yönetmeliğin yayımlandığı ancak henüz yürürlüğe girmediği, uygulamaya geçiş sürecinin muhtemelen 2026 sonuna kadar erteleneceği belirtilmiştir. Bu sürenin, yeni metodolojiye uygun yazılımların ve eğitim altyapısının hazırlanması için gerekli olduğu ifade edilmiştir.
Bakanlık tarafından, hasar tespit çalışmalarının daha doğru ve tutarlı yapılabilmesi amacıyla ülke genelinde yaygın eğitim programlarının planlandığı, uzaktan eğitimlerle on binlerce mühendis, mimar ve teknik personelin sürece dâhil edileceği açıklanmıştır. Yönetmeliğin mutlak ve değişmez bir metin olmadığı; sahadan ve akademiden gelecek bilimsel gerekçeli önerilere açık olduğu vurgulanmıştır.
3. Hasar Tespitinin Teknik Niteliği ve Tarihsel Süreç
Çalıştayda yapılan teknik sunumlarda, hasar tespiti ile mevcut bina performans değerlendirmesinin birbirinden farklı kavramlar olduğu özellikle belirtilmiştir. Hasar tespitinin amacı; depremin bina üzerinde oluşturduğu mevcut fiziksel hasarın belirlenmesi olup, yapının depreme dayanıklılığının analitik yöntemlerle değerlendirilmesi ayrı bir süreçtir. Bu ayrımın sahada sıklıkla karıştırıldığı ve yanlış kararların bu nedenle ortaya çıktığı ifade edilmiştir.
Türkiye’de hasar tespit çalışmalarının 7269 sayılı Afet Kanunu çerçevesinde yürütüldüğü, geçmişte büyük ölçüde gözlemsel yöntemlere dayandığı, ölçüme dayalı sistemlerin ise zaman ve personel yetersizliği nedeniyle yaygın olarak uygulanamadığı belirtilmiştir. Yeni yönetmelikte yer alan ağırlıklı hasar yüzdesi yaklaşımının, uluslararası uygulamalarla (FEMA 306-ABD, Damage Evaluation Guideline-Japonya vb.) uyumlu olduğu ancak sahadaki uygulama kapasitesiyle dikkatle ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.
4. Kategoriler, Hasar Sınıfları ve Tartışmalı Noktalar
Yeni yönetmelikte binaların Kategori 1, 2 ve 3 olarak sınıflandırılması, çalıştayda en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Özellikle Kategori 1 yapılar için daha hızlı ve basitleştirilmiş değerlendirme yöntemlerinin, tekil eleman hasarlarına dayanarak tüm yapının ağır hasarlı sayılması riskini doğurabileceği ifade edilmiştir. Sahada yaygın olan “tek kolon hasarı = ağır hasar” yaklaşımının, mühendislik bakış açısıyla her zaman doğru sonuç vermediği örneklerle açıklanmıştır.
Hasar sınıflarının (A, B, C, D tipi hasarlar) tanımlanmasında yapılan güncellemelerin, uygulamada hataları azaltmaya yönelik olduğu; ancak muhafazakâr sınırların bazı durumlarda gereksiz yıkımlara yol açabileceği endişesi dile getirilmiştir. Özellikle orta hasarlı bina oranlarının yıllar içinde azalması ve ağır hasar kararlarının artması, mesleki ve ekonomik açıdan eleştirilmiştir.
5. Güçlendirme Yaklaşımı ve Yapısal Koruma
Çalıştayın önemli bir bölümünde güçlendirme konusu ele alınmıştır. Güçlendirmenin, mühendislik açısından son derece etkili bir yöntem olduğu; geçmiş depremlerden örneklerle, doğru güçlendirilmiş yapıların büyük depremleri hasarsız veya sınırlı hasarla atlattığı vurgulanmıştır. Buna karşın, Türkiye’de güçlendirmenin uygulamada yeterince tercih edilmediği, bunun nedenleri arasında ekonomik kaygılar, hukuki sorumluluklar, denetim eksikliği ve toplumsal algının yer aldığı ifade edilmiştir.
Yeni hasar tespit yönetmeliğinde ağır hasar–orta hasar ayrımının önemli ölçüde onarım ve güçlendirme maliyetlerine dayalı olarak belirlendiği, bu yaklaşımın arkasında kapsamlı analizler bulunduğu açıklanmıştır. Güçlendirme Yönetmeliği’nin hazırlanmakta olduğu ve yayımlanmasıyla birlikte bu alandaki belirsizliklerin azalmasının beklendiği belirtilmiştir.
6. Sahada Yapılan Çalışmalar ve Uygulama Deneyimleri
Çalıştayda sahada görev almış mühendisler tarafından paylaşılan deneyimler, hasar tespit çalışmalarının uygulamada karşılaştığı güçlükleri somut biçimde ortaya koymuştur. Sahada, zaman baskısı, personel yetersizliği, güvenlik riskleri ve toplumsal beklentiler altında karar vermek zorunda kalındığı; bu koşulların mühendislik değerlendirmelerini doğrudan etkilediği ifade edilmiştir. Özellikle tekil eleman hasarlarının bütün yapı davranışından bağımsız şekilde yorumlanmasının, orta hasarlı yapıların ağır hasarlı olarak sınıflandırılmasına yol açabildiği belirtilmiştir. Ayrıca ekiplerin bina içine girme konusunda yaşadığı güvenlik endişeleri, mal sahipleriyle yaşanan iletişim sorunları ve duygusal baskıların teknik kararları zorlaştırdığı vurgulanmıştır. Buna karşın, geçmiş depremlerde edinilen saha tecrübelerinin ve İMO tarafından hazırlanan hasar tespit rehberlerinin, mühendisler için önemli bir referans oluşturduğu; ancak bu birikimin mevzuat ve uygulama süreçlerine daha güçlü biçimde yansıtılması gerektiği ortak görüş olarak dile getirilmiştir.
7. Genel Değerlendirme
Çalıştay sonucunda, hasar tespitinin yalnızca teknik bir sınıflandırma değil; can güvenliği, ekonomik sürdürülebilirlik ve kentsel hafıza ile doğrudan ilişkili olduğu ortak görüş olarak öne çıkmıştır. Yeni yönetmeliğin önemli bir boşluğu doldurduğu kabul edilmekle birlikte, uygulamada mühendislik yorumunu dışlamayan, güçlendirmeyi teşvik eden ve sahadaki gerçeklikleri gözeten bir yaklaşımın geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.