Ekonomik Krizin Faturası Mühendise ve Emekliye Kesilemez! İnsanca Yaşam, Güvenceli Gelecek ve Emeğimizin Karşılığını İstiyoruz!
Eklenme Tarihi: 05/01/2026
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu’nun 5 Ocak 2026 Tarihli Açıklaması

Türkiye ekonomisinin içine sürüklendiği yapısal krizin derinleştiği, yüksek enflasyonun ve hayat pahalılığının artık taşınamaz bir yük haline geldiği mevcut koşullar altında ekonomi yönetiminin 2026 yılı için belirlediği 28 bin 75 TL tutarındaki asgari ücret, geçen yıla oranla yapılan %27’lik artışla birlikte; ne yazık ki ülkemizde kronikleşen ekonomik gerçekliklerden tamamen kopuktur. Açıkça ifade etmek gerekirse bu rakam, sadece bir ücret belirlemesi değil, toplumun geniş kesimlerini sefalet sınırında eşitleme politikasının bir tezahürüdür.
Ülkemizde asgari ücret zammı tüm çalışanları doğrudan etkilemektedir. Öyle ki DİSK’in yaptığı araştırmanın sonuçları, Türkiye’nin bir "asgari ücretliler ülkesine" dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Buna göre özel sektör çalışanlarının %53,2 gibi büyük bir oranı, asgari ücret veya bu rakamın sadece %10 fazlası arasındaki dar makas aralığında yer almaktadır. Elbette bu yıkıcı dönüşümden inşaat mühendisleri de payına düşeni fazlasıyla almaktadır. Odamızın 2021 yılında gerçekleştirdiği kapsamlı araştırma verileri, özel sektörde istihdam edilen inşaat mühendislerinin neredeyse yarısının asgari ücret sınırında ücretlerle yaşam mücadelesi verdiğini ortaya koymuşken, bugünkü ekonomik koşullarda bu tablonun çok daha vahim bir boyuta ulaştığı aşikardır. Mühendislik emeği, piyasa koşulları bahane edilerek değersizleştirilmekte; meslektaşlarımız açlık sınırındaki ücretlere, güvencesiz çalışma koşullarına ve uzun çalışma saatlerine mahkûm edilmektedir.
Bu karanlık tablo sadece çalışma hayatını değil, ömrünü bu ülkenin imarına ve teknik altyapısına adamış olan emeklilerimizi de sarsmaktadır. Bugün ülkemizde emeklilik, meslektaşlarımız için bir dinlenme dönemi değil; yetersiz emekli aylıkları nedeniyle, düşük ücretlerle ve çoğu zaman güvencesiz şekilde yeniden çalışma hayatına dönmek zorunda kaldıkları bir 'ikinci sömürü' dönemine dönüşmüştür. Emekli mühendislerimiz, mesleki tecrübelerine karşılık gelmeyen ücretlerle piyasada var olmaya zorlanırken; bu durum hem emekli meslektaşlarımızın yaşam kalitesini düşürmekte hem de iş gücü piyasasındaki ücret skalasını aşağı çekerek genç meslektaşlarımızın istihdam koşullarını olumsuz etkilemektedir.
Kazanılmış haklarına parça parça el konulan emeklilerin sağlık bakım hizmeti ihtiyaçları üzerinden özel sektöre kaynak aktarılması hız kazanırken, çalışırken bedelini ödedikleri ücretsiz, güvenli, erişilebilir sağlık hizmeti hakkı tümden ortadan kaldırılmaktadır.
Sosyal güvenlik sisteminde yapılan değişikliklerle, aylık bağlama oranlarının düşürülmesi ve sağlığın finansman modelinin değiştirilmesi, emekli mühendislerimizin bugün en temel insani ihtiyaçlarını, barınma ve sağlık giderlerini karşılayamaz hale gelmesine neden olmuştur. Çalışanların ve emeklilerin onlarca yıllık birikimi ve alın teriyle oluşturulan sosyal güvenlik fonları ile kamu malları, halkın çıkarları için değil tam tersine özel sektörün isteklerine göre dönüştürülmüştür. Oysa sosyal güvenlik, piyasanın insafına bırakılacak bir alan değil; devletin asli görevi, her bir yurttaşın ise öncelikli temel hakkıdır.
En son açıklanan emekli zam oranları ise, süregiden bu güvencesizliğin ve yoksulluğun devam ettirileceğinin kanıtıdır. Bu süreçte, emekli aylıklarına yapılan zam oranlarındaki ayrımcılığın ve uygulamalardaki eşitsizliğin kaldırılması talebimize, açlık sınırının çok altında eşitlik sağlanarak yanıt verilmiştir.
Siyasal iktidarın tüm kaynakları ve kamu bütçesini; sermaye kesimlerine yönelik vergi muafiyetleri, teşvikler ve rant projeleri aracılığıyla belirli grupların hizmetine sunması yetmezmiş gibi, ülke kaynaklarının devasa bir bölümü artık dış borç faiz sarmalına kurban edilmektedir. Güncel veriler, Türkiye gibi yapısal sorunlarla boğuşan bir ekonominin sadece üç yıl içerisinde yaklaşık 70 milyar dolar tutarında bir kaynağı dış borç faizi olarak yurt dışına aktarması ekonomi yönetiminin kaynak tercihini halktan değil, sermaye ve faiz lobilerinden yana kullandığının en açık kanıtıdır. İşsizlik, sefalet düzeyindeki asgari ücret ve açlık sınırının altındaki emekli maaşları gibi temel sorunlar karşısında halka 'kaynak yetersizliği' gerekçesini sunanların, milyarlarca doları yabancı sermayeye sessizce aktarması kabul edilemez bir tercihtir. Altını çizerek vurgulamak gerekir ki; kamu kaynakları, yanlış ekonomi politikalarının bedeli olan borç faizlerini fonlamak veya sermaye gruplarını güçlendirmek için değil, bu ülkenin değerlerini üreten emekçilerin ve emeklilerin insanca yaşam hakkı için seferber edilmelidir.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak emeğiyle geçinen tüm meslektaşlarımız için taleplerimiz nettir:
- TMMOB’nin mesleki faaliyetler kapsamında en az ücret belirleme yetkisi tanınarak yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
- Mesleki sorumluluklar göz önünde bulundurularak TMMOB ile SGK arasında imzalanan mühendislik asgari ücret protokolü yeniden yürürlüğe konulmalıdır.
- Emekli mühendislerimizin aylıkları, mevcut yoksulluk sınırının üzerinde, mesleki kıdem ve teknik uzmanlığı yansıtan, insanca bir yaşam sürdürebilecekleri seviyeye derhal yükseltilmelidir.
- 2008 yılında getirilen ve emeklilik hakkını bir yük olarak gören 5510 sayılı yasa iptal edilmeli, adil bir emeklilik sistemi yeniden inşa edilmelidir.
- Özel sektörde faaliyet gösteren pek çok firmanın, meslektaşlarımıza fiilen ödedikleri gerçek ücretleri gizleyerek SGK kayıtlarına 'asgari ücret' üzerinden bildirmesi, açık bir hak gaspı ve sosyal güvenlik sisteminin suistimal edilmesidir. Mühendisin gelecekteki emeklilik hakkını doğrudan eriten ve onu emekliliğinde yoksulluğa mahkûm eden bu usulsüz uygulamaya karşı; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile SGK’nın, etkili bir denetim mekanizması kurması ve ücretlerin meslek onuruna uygun gerçek rakamlar üzerinden yatırılmasının yasal güvence altına alınması sağlanmalıdır.
- Vergi adaleti sağlanmalı, sermaye gruplarına aktarılan kamu kaynakları toplumun refahı ve emekçilerin sosyal haklarının iyileştirilmesi amacıyla kullanılmalıdır.
- Gelir adaletsizliğine neden olan gelir vergisi dilimlerinde matrahlar yükseltilmelidir.
Meslek onurumuzu korumak, emeğimizin karşılığını almak ve emeklilikte insanca bir yaşam sürmek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimiz bilinmelidir.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu