Zemin Kata ve Taşıyıcı Sisteme Müdahaleler Sistemi Bozar, Binayı Zayıflatır, Sorumluluğu Değiştirir!
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun, 6 Şubat yargı süreçleri hakkında 13 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklama.
Eklenme Tarihi: 14/01/2026
Resmî verilere göre 53 binden fazla insanımızı yitirdiğimiz, deprem anında yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı, 300 binden fazla binanın ise ağır hasar aldığı 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki 6 Şubat 2023 Depremlerinin ardından başlayan yargı süreçleri devam etmektedir.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak 6 Şubat Depremlerinin yaratmış olduğu yıkımda sorumluluğu bulunan herkesin yargı önüne çıkarılması ve bu kişilerden hukuk nezdinde hesap sorulması gerektiğini söyledik ve söylemeye de devam edeceğiz. Çünkü adil bir yargılama yapılmadan ve gerçek sorumlular tespit edilip cezalandırılmadan, ülkemiz benzer acıları yaşamaya, enkaz altında kalmaya devam edecektir.
6 Şubat 2023 Depremleri sonrasında yürütülen ceza yargılamalarında sıkça gündeme gelen zemin katta yapılan veya taşıyıcı sisteme yapılan müdahale iddiaları, yargılamaların sağlıklı ve adil yürütülebilmesi açısından özel önem taşımaktadır.
Taşıyıcı sistemin herhangi bir bileşenine yapılan müdahale, yük aktarım zincirini değiştirir ve sistemin davranışını öngörülemez hale getirir. Zemin katta yapılan duvar kaldırma, asma kat ekleme, konsol kirişlerin kaldırılması ya da tesisat geçişi sırasında kolon-kirişlere verilen zarar, kolon kesmek kadar tehlikelidir. Bu müdahaleler, yapının rijitliğini azaltır, yük dağılımını bozar ve deprem kuvvetlerine karşı koyma kapasitesini düşürür. Teknik olarak bozulmuş taşıyıcı sistemin tasarlandığı haline göre davranması beklenemez; bu nedenle hukuki sorumluluk da artık müdahaleyi yapanlara aittir.
Zemin Kat Duvarlarının Kaldırılması
Zemin kat duvarlarının kaldırılması, yanal rijitlik dağılımında dengesizlik yaratır. Dolgu duvarlar, yalnızca bölme unsuru değil, çerçevenin rijitliğine katkı sağlayan elemanlardır. Duvarların kaldırılması, zemin katın üst katlara göre çok daha fazla ötelenmesine neden olur ve 'yumuşak kat' oluşabilir. Deprem yönetmeliklerinin belirlediği yumuşak kat kıstasları sağlanmasa da duvarları kaldırılmış bir katın öncesine göre daha yumuşak olduğunda tereddüt yoktur. Bu durumda deprem enerjisi zemin katta yoğunlaşır. Duvar bulunmayan zemin katlarda rijitliğin %30-40’lar oranında azalabildiği, doğal titreşim periyotlarının uzadığı ve hasarın zemin katta başladığını gösteren akademik çalışmalar mevcuttur.
Duvarlarda Açılan Boşluklar
Dolgu duvarlarda kapı, pencere veya tesisat boşlukları açılması, rijitlik ve dayanımı doğrudan azaltır. Açıklık oranı arttıkça duvar rijitliği yaklaşık %50 oranında azalabilir. Açıklıkların kiriş-kolon birleşimine yakın olması, yük aktarım yollarını bozar ve çerçeve davranışını olumsuz etkiler. Sonradan yapılan bu tür müdahaleler projede tanımlı taşıyıcı sistemin bütünlüğünü ortadan kaldırabilir.
Asma Kat İlavesi ve Kısa Kolon Etkisi
Asma kat ilavesi, kolonların serbest yüksekliğini azaltarak 'kısa kolon etkisi' oluşturur. Bu durumda kolonlar daha fazla kesme kuvvetine maruz kalır. Örneğin kolon boyunun %30 kısalması kesme kuvvetini yaklaşık iki kat artırabilir. Asma katla birlikte rijitlik artarken süneklik azalır, bu da zemin katın deprem kuvvetlerine dayanımını düşürür.
Konsol ve Kapalı Çıkmalarda Kirişlerin Kaldırılması
Kapalı çıkmalardaki konsol ve alın (bayrak) kirişlerinin yapılmaması ya da sonradan kaldırılması, moment aktarımını keser ve sistemin sürekliliğini bozar. Bu tür müdahaleler, moment dengesi ve burulma rijitliğini azaltarak göçmeye zemin hazırlar. Aşağıdaki fotoğraflarda görülen örnekte, zemin kattaki duvarların tamamen kaldırılması ve alın kirişlerinin yapılmaması, depremde yıkımın başlıca nedenlerinden biri olmuştur.

Fotoğraf 1. Kapalı çıkmada konsol ve alın kirişlerinin yapılmadığı (veya kaldırıldığı), zemin kattaki tüm duvarların market tarafından kaldırıldığı bina örneği.
Tesisat ve Yenileme Müdahaleleri
Tesisat geçişleri sırasında kolon, kiriş veya döşemelere açılan delikler, kesit kaybı ve donatı zedelenmesine, bazen de donatı kesilmesine yol açar. Bu küçük görünen ancak önemli etkisi olabilecek müdahaleler, deprem anında kırılma mekanizmasının başladığı noktalardır. Aşağıda muhtelif binalarda tespit edilen olumsuz örnekler gösterilmiştir.

Fotoğraf 2. Kolon ve kirişte tesisat geçişi ile verilen hasar

Fotoğraf 3. Betonarme kirişte boru geçişi ile verilen hasar

Fotoğraf 4. Betonarme kiriş gövdesinde boru geçişi için kirişe ve donatıya verilen hasar

Fotoğraf 5. Betonarme kirişte tesisat için açılan boşluk ile verilen hasar

Fotoğraf 6. Temelde ve kolonda tesisat geçişleri ile verilen hasar

Fotoğraf 7. Betonarme kirişte tesisat geçişleri ile verilen hasar

Fotoğraf 8. Betonarme kirişte tesisat geçişi ile verilen hasar

Fotoğraf 9. Betonarme kolonda tesisat geçişi ile verilen hasar
Korozyon Hasarı
Taşıyıcı elemanlarda korozyon yapısal bütünlüğü ciddi şekilde zayıflatabilir. Betonarme elemanlarda donatının korozyona uğraması, donatı kesitinin azalmasına, aderansın kaybolmasına ve betonun çatlayarak sıyrılmasına yol açar. Korozyona bağlı %10–20 oranındaki donatı kaybı dahi kolon ve kirişlerde kesme ve eğilme dayanımını anlamlı ölçüde düşürür. Donatı çapının küçülmesi ve beton örtüsünün ayrılması, deprem sırasında oluşan tekrarlı zorlamalar altında elemanın ani göçme davranışı göstermesine neden olabilir. Özellikle zemin katta duvarların kaldırılması, asma kat ilavesi, tesisat için açılan boşluklar veya konsol kirişlerin kaldırılması gibi müdahalelerle birlikte ortaya çıkan korozyon hasarı, yapının deprem güvenliğini proje değerlerinin çok altına indirir. Bu tür hasarlar tasarımcı mühendislerin öngörebileceği nitelikte olmadığı gibi, esas sorumluluk da bu müdahaleleri yapan ve korozyon gelişimine yol açan koşulları yaratan ya da giderilmesini sağlamayan kişi veya kurumlara aittir. Aşağıda korozyon hasarlarından örnekler içeren fotoğraflar sunulmuştur.

Fotoğraf 10. Betonarme kiriş ve döşemede korozyon hasarı örnekleri

Fotoğraf 11. Betonarme kolonlarda ve döşemede korozyon hasarı örnekleri
Mevcut Binalarda Tehlikenin Erken Tespiti ve Önleme Sorumluluğu
Bugün halen ayakta olan pek çok binada da benzer müdahaleler bulunmaktadır. Nitekim yukarıda sunulan fotoğrafların tamamı yıkılmak için küçük bir sarsıntı bekleyen mevcut binalara aittir. Bu durum, sadece olası yargılamalar için değil, yaşam hakkının korunması bakımından da ciddi bir risk oluşturmaktadır. Taşıyıcı sistem bütünlüğünü bozan müdahalelerin tespiti ve önlenmesi, yapım sürecinde görev üstlenmiş mühendis ve mimarların değil, bina maliklerinin, idarelerin ve kamu otoritelerinin asli sorumluluğudur.
İlgili idareler, mevcut yapı stokunda bu tür değişikliklerin tespitine yönelik periyodik denetim mekanizmaları oluşturmakla yükümlüdür. Binaların yapım aşamasında olduğu kadar kullanım sürecinde de izlenmesi, taşıyıcı sistemde izinsiz müdahalelerin erken fark edilmesini sağlar ve yaşam hakkının korunması açısından zorunludur.
Bu bağlamda, binaların periyodik kontrolü yalnızca kamu otoritesinin görevi olarak değil, bina sahipleri ve sakinlerinin de kolektif sorumluluğu olarak görülmelidir. Maliklerin ve kullanıcıların taşıyıcı sisteme müdahale edilmemesini gözetme ve izinsiz tadilatları bildirme yükümlülüğü hem kendi can güvenliklerinin hem de komşularının yaşam hakkının korunması için zorunludur.
Değerlendirme
Taşıyıcı sistemi de etkileyen müdahaleler maalesef çok sık görülmektedir ve deprem sonrası yargılamalarda önemli tartışma konularından birini oluşturmaktadır. Zemin katta yapılan izinsiz değişiklikler veya taşıyıcı sisteme müdahaleler proje müellifi, şantiye şefi, fenni mesul veya denetim kuruluşunun öngörebileceği sınırları aşar. Mühendisler tasarlayıp inşa ettikten sonra binalar kullanıcılara (maliklerine/sakinlerine) teslim edilir. Kullanıcılar izin vermedikçe mühendislerin binalarda denetim yapma imkanları olmadığı gibi denetim sorumlulukları da bulunmamaktadır. Binanın tasarlandığı ve inşa edildiği gibi davranmasını engelleyen, bütünlüğünü bozan müdahalelerin deprem dayanımını düşürerek risk oluşturduğunda şüphe bulunmamaktadır. Bu riskin kaynağını oluşturmayan mühendislerin sonuçtan da sorumlu tutulmamaları hukukun gereğidir.
Tasarlanan ve inşa edilen sistemi bozan, değiştiren her türlü müdahale taşıyıcı sistemin bütünlüğünü bozacak ve yapı deprem kuvvetlerine tasarlandığı şekliyle değil, bozulmuş haliyle karşı koymaya çalışacaktır. Mevcut haliyle önemli farklar içerse de tasarlandığı halin de uygun olması gerekir, bakış açısıyla tasarlanan halin modellenip analiz edilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Zira tüm modelleme ve analizler kabuller içermektedir ve tasarlanan halin depremdeki davranışını yüzde yüz kesinlikle yansıtma kabiliyetine sahip değildir. Binanın statik projesinde tasarlanan halinde yapılan esaslı değişiklikler sonrasında, tasarlanan haliyle ilgili yapılacak tüm değerlendirmeler şüphe içerecektir ve şüpheden sanığın yararlanması genel bir hukuk ilkesidir. Ayrıca nedensellik bağı ve objektif isnadiyet açısından da değişikliklerin dikkate alınması zaruridir.
Bir binanın güvenliği, taşıyıcı sistemin bütünlüğüne bağlıdır. Zemin katta yapılan her müdahale – duvar kaldırma, asma kat ekleme, kiriş yapmama veya kaldırma, betonarme perde duvar, kolon veya kirişte boşluklar açma yapının dengesini bozar. Bu eylemler, kolon kesmek kadar tehlikelidir.
Bu tür müdahalelerin önlenmesi yalnızca teknik değil, toplumsal bir sorumluluktur. İlgili idarelerin binaları düzenli aralıklarla kontrol edip denetlemeleri, vatandaşların müdahaleleri bildirme ve önleme bilincini geliştirmeleri, yaşam hakkının korunması için zorunludur.
İMO olarak, meslektaşlarımızın hukuka aykırı biçimde sorumlu tutulmalarına yol açacak eksik ve hatalı değerlendirmelerin karşısında durmaya ve yaşam hakkının korunması için yapılması gerekenleri talep etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu