Erzurum Kongre Binası İçin Çözüm Yıkım Değil, Bilimsel Güçlendirmedir!
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun, Erzurum Kongre Binası hakkında 15 Ocak 2026 tarihli açıklaması.
Eklenme Tarihi: 15/01/2026
Erzurum Kongre Binası’nda 2025 yılı başlarında tespit edilen yapısal hasarlar nedeniyle binanın 06.01.2026 tarihi itibarıyla ziyarete kapatıldığı, akabinde Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda "rekonstrüksiyon (yıkıp yeniden yapma)", "kısmi yıkım ve yeniden yapım" ve "güçlendirme" olmak üzere üç farklı senaryonun değerlendirildiği kamuoyuna yansımıştır.
Erzurum Kongre Binası, sıradan bir yapı değildir: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı” statüsünde olan bu eser; Millî Mücadele’nin yol haritasının çizildiği, çağdaş cumhuriyetin temellerinin atıldığı tarihsel bir mekândır. Cumhuriyet tarihinin en önemli dönüm noktalarına tanıklık eden, hafıza mekânı niteliği taşıyan ve bu bağlamda sadece Erzurum’un değil, tüm Türkiye’nin ortak mirası olan bu yapının özgünlüğünün korunması, yasal bir zorunluluk olduğu kadar tarihsel bir sorumluluktur.
Erzurum Teknik Üniversitesi ile Rölöve Müdürlüğü iş birliğinde belirlenen senaryolar arasından; rekonstrüksiyon ve bölgesel yıkım ve yeniden yapım seçenekleri, yapının tarihsel ve mimari özgünlüğünü geri dönülemez biçimde yok edecek yöntemlerdir.
Her üç yöntem için maliyet hesaplaması yapılacağı ifade edilmektedir. Ancak tarihi yapıların korunması yalnızca yapının fiziksel varlığının sürdürülmesi değil, aynı zamanda özgün malzemenin ve dönemin işçiliğinin korunmasını da içeren temel bir koruma ilkesidir. Bu çerçevede, ilk iki yöntem birer koruma yöntemi olmaktan ziyade, ancak yapının bütünlüğünün tamamen bozulduğu veya yapının başka bir yere taşınmasının zorunlu olduğu durumlarda başvurulabilecek müdahale biçimleridir.
Anlaşıldığı üzere yapının bütünlüğü korunmuş olup yalnızca çatlaklar meydana gelmiş ve zemin taşıma kapasitesinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Tarihsel ve toplumsal hafızada önemli bir yere sahip olan bu yapının, bilimsel yöntemler ve özgünlüğü esas alınarak güçlendirilmesi, tüm koruma teknikleri ile ulusal ve uluslararası mevzuat açısından zorunlu bir yaklaşım olmalıdır. Bu tür yapılara müdahale yönteminin belirlenmesinde maliyet analizinin tek başına veya belirleyici bir kriter olarak esas alınması ise koruma ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Altını çizerek ifade etmek gerekir ki yıkılarak yeniden inşa edilen bir yapı, biçimsel olarak aslına benzese dahi, tarihsel özgünlüğünü yitirmiş bir "kopya" olmaktan öteye gidemeyecektir.
Tarihi yapıların korunması, güçlendirilmesi ve geleceğe güvenle devredilmesi konusu Odamız tarafından temel bir sorumluluk alanı olarak görülmekte, bu alandaki bilimsel çalışmalar ve akademik birikim sürekli desteklenmektedir. Son olarak düzenlediğimiz 7. Uluslararası Tarihi Yapıların Güçlendirilmesi ve Geleceğe Güvenle Devri Sempozyumu ile bu konudaki teknik hassasiyetini ve uzmanlığını bir kez daha ortaya koyan, tarihi yapıların deprem güvenliğinin sağlanması konusunda ülkemizin en yetkin meslek kuruluşu olan İnşaat Mühendisleri Odası olarak; Bakanlık yetkililerine ve ilgili kurumlara çağrımız:
- Erzurum Kongre Binası için masada bulunan "yıkım" veya "kısmi yıkım" seçenekleri gündemden çıkarılmalı; güçlendirme esaslı projeler, bilimsel zorunluluk olarak ele alınmalıdır.
- Süreç, kapalı kapılar ardında değil; üniversiteler, meslek odaları ve uzman bilim insanlarının katılımıyla şeffaf bir şekilde yürütülmelidir.
İnşaat Mühendisleri Odası, bu tarihi sorumluluğun bilinciyle; Erzurum Kongre Binası'nın özgün yapısı korunarak güçlendirilmesi için, mesleki bilgi, beceri ve tecrübesiyle gerekli tüm teknik desteği vermeye ve sürece aktif katkı sunmaya hazırdır.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
