TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun, deprem yargılamaları hakkında 1 Şubat 2026 tarihli açıklaması.
Çatı ve Üst Kat Müdahaleleri: Sistemi Değiştirir, Riski Artırır, Sorumluluğu Yeniden Tanımlar
Ülkemizin yaşadığı depremler, yalnızca doğal afet gerçeğini değil; yapı üretim, kullanım ve denetim süreçlerinde biriken ihmallerin ve yanlış uygulamaların ağır sonuçlarını da gözler önüne sermektedir. Bu nedenle deprem sonrası yürütülen yargılamaların adil, bilimsel ve bütünlüklü bir yaklaşımla ele alınması, sadece sorumluların cezalandırılması için değil, benzer acıların tekrar yaşanmaması için de hayati önemdedir.
6 Şubat 2023 depremleri sonrasında yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarına yansıyan tespitler; çatı ve üst katlara yönelik yapılan esaslı müdahalelerin çok sayıda yapıda yaygın biçimde gerçekleştirildiğini, bu müdahalelerin binanın taşıyıcı sistemini doğrudan etkilediğini ve yıkım mekanizmasında belirleyici rol oynadığını açıkça göstermektedir.
Çatı ve Üst Katlara Yönelik Yaygın Müdahaleler
Uygulamada ve yargı dosyalarında sıklıkla karşılaşılan başlıca müdahaleler şunlardır:
- Çatıya güneş enerjisi panelleri ve su depoları yerleştirilmesi,
- Güneş enerjisi sistemi için yapılan tesisat geçişlerinde kolon, kiriş ve döşemelere zarar verilmesi,
- Çatının yaşam alanı değilken tadilatla yaşam alanına dönüştürülmesi,
- Çatı katının piyes kat haline getirilmesi,
- Son kattaki bağımsız bölümlerin dubleks hale dönüştürülmesi,
- Bir veya birden fazla kat ilavesi yapılması.
Bu tür müdahaleler, binanın tasarlandığı ve inşa edildiği statik sistemi köklü biçimde değiştirmekte; taşıyıcı sistemin kütle, rijitlik ve dayanım özelliklerini bozarak deprem davranışını öngörülemez hale getirmektedir.
Güneş Enerjisi Sistemlerinin Yarattığı İlave Yük ve Moment Etkisi
Deprem sonrası soruşturma ve kovuşturma dosyalarında yapılan teknik incelemelerde, çatıya kurulan güneş enerjisi sistemlerinin (paneller, taşıyıcı konstrüksiyonlar, sıcak su ve akümülasyon depoları) yapıya 15 ton ile 350 ton arasında değişen ilave yükler getirdiği çok sayıda örnekle tespit edilmiştir. Bu yükler çoğu zaman herhangi bir statik proje, hesap veya mühendislik denetimi olmaksızın binaya eklenmiştir.
Çatı ve üst katlara eklenen her ilave yükün yalnızca düşey bir etki oluşturmadığı; aynı zamanda binanın toplam yüksekliği kadar bir moment kolu ile çarpılarak, özellikle deprem sırasında ilave devrilme ve eğilme momentleri yarattığı unutulmamalıdır. Başka bir ifadeyle, çatıya eklenen her yük, binanın en dezavantajlı noktasında etki eden bir kuvvet haline gelmektedir.
Bu tür ilave yükler; taban kesme kuvvetlerini artırmakta ve taşıyıcı elemanlarda öngörülmeyen iç kuvvet artışlarına neden olmaktadır. Özellikle zemin katı zayıflatılmış, taşıyıcı sistemi bozulmuş veya malzeme dayanımı zamanla azalmış yapılarda, çatıya eklenen bu yükler göçme riskini kritik düzeyde artırmaktadır. Bu nedenle güneş enerjisi sistemleri ve tasarım aşamasında dikkate alınmadığı halde çatıya eklenen diğer ilave yükler, “hafif ve zararsız” ekler olarak değil, taşıyıcı sisteme esaslı müdahale potansiyeli taşıyan uygulamalar olarak değerlendirilmelidir.
Teknik Değerlendirme
Çatı ve üst kat müdahaleleri yalnızca ilave yük getirmekle sınırlı değildir. Bu müdahaleler binanın kütle ve rijitlik dağılımını değiştirerek burulma etkilerini artırabilir, taşıyıcı elemanlarda kesit kaybına ve donatı zedelenmesine yol açabilir. Bu koşullar altında, taşıyıcı sistem bütünlüğü bozulan bir yapının deprem kuvvetlerine ilk projedeki kabullerle karşı koyması teknik olarak mümkün değildir.
Özellikle kat ilave edilmesi durumunda tasarımda öngörülmediği halde eklenen yüke ilave olarak, binanın taşıyıcı sisteminin tamamen değişeceği, tasarlanan deprem davranışının geçersiz kalacağı, mühendislik hizmeti almadan gerçekleştirilen müdahaleler neticesinde davranışın çoğunlukla öngörülemez olacağı açıktır.
Hukuki Değerlendirme
Taşıyıcı sisteme esaslı müdahale niteliği taşıyan bu değişiklikler, nedensellik bağını ve objektif isnadiyet ilişkisini ortadan kaldırmaktadır. Yapım sürecinde görev alan mimar ve mühendislerin, yapı kullanıma açıldıktan sonra kendi iradeleri ve denetimleri dışında gerçekleştirilen bu tür müdahaleleri öngörmesi ya da engellemesi mümkün değildir. Bu nedenle, çatı ve üst kat müdahaleleriyle taşıyıcı sistemi değiştirilen binalarda meydana gelen yıkımlar, can kayıpları ve yaralanmalar bakımından ilk yapım aşamasında görev alan meslek mensuplarına ceza sorumluluğu yüklenmesi hukuka aykırıdır.
Ortak Hukuki Çerçeve – Analiz, Nedensellik ve Sorumluluk
Taşıyıcı sisteme esaslı müdahale içeren yapılarda, “ilk tasarlanan (orijinal) sistemin de analiz edilmesi gerektiği ve bu analiz sonucuna göre yapım aşamasında görev alan mimar ve mühendislerin de sorumlu tutulabileceği” yönündeki yaklaşım teknik ve hukuki açıdan hatalıdır. Zira tüm modelleme ve analizler kabuller içermektedir ve tasarlanan halin depremdeki davranışını yüzde yüz kesinlikle yansıtma kabiliyetine sahip değildir.
Taşıyıcı sistem sonradan yapılan müdahalelerle değiştirildiğinde, artık ilk tasarlanan sistemin depremde nasıl davranacağına ilişkin değerlendirmeler kaçınılmaz biçimde şüphe içerir.
Orijinal sistemin öngörülen davranışı ile müdahale sonrası fiili sistemin davranışı birbirinden kopmuştur. Bu durumda, ilk projeye dönülerek yapılan analizlerle netice arasında kesin bir nedensellik bağı kurulması mümkün değildir.
Bu nedenle, taşıyıcı sistem bütünlüğü bozulmuş bir yapıda meydana gelen yıkım, can kaybı veya yaralanmalar bakımından; yalnızca ilk tasarlanan sistem üzerinden yapılan hesaplara dayanarak mimar ve mühendisler hakkında ceza sorumluluğu tesis edilmesi, ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Nedensellik bağı hiçbir zaman kesin olarak ortaya konamıyorsa, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sorumluluk yüklenemez. Bu ilke, teknik belirsizliklerin bulunduğu deprem yargılamalarında özellikle titizlikle gözetilmelidir.
Esaslı müdahale varsa, ilk projeyi yapanların cezalandırılması hukuka aykırıdır. Değiştirilen sistemde, orijinal projeye bakarak sorumluluk kurulamaz. Taşıyıcı sistemi değiştiren tadilatlar, sorumluluk zincirini de değiştirir.
Bu tür durumlarda asli sorumluluk;
- Müdahaleyi gerçekleştirenlere,
- Müdahaleye izin veren veya gözyumanlara,
- Esaslı tadilatları denetleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen ilgili idarelere
aittir.
İmar Affı ve Yapı Kayıt Belgesi Sorumluluğu Ortadan Kaldırmaz
Taşıyıcı sisteme esaslı müdahale içeren çatı ve üst kat tadilatları bakımından imar affından yararlanılmış olması veya yapı kayıt belgesi alınması, müdahaleyi yapanların ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen idarelerin hukuki ve cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Yapı kayıt belgesi, taşıyıcı sistem güvenliğini sağlamaz; binanın deprem dayanımını artırmaz ve yapılan müdahaleleri teknik olarak meşrulaştırmaz.
Sonuç
Çatı ve üst kat müdahaleleri, kolon kesme, zemin kat müdahaleleri ve taşıyıcı sisteme diğer müdahaleler kadar tehlikelidir. Bu müdahaleler binanın statik sistemini değiştirir, deprem güvenliğini azaltır ve sorumluluk zincirini yeniden tanımlar.
Deprem sonrası yargılamalarda, gerçek sorumluların tespit edilebilmesi için bu tür esaslı tadilatların titizlikle araştırılması; sorumluluğun, taşıyıcı sistemi bozan müdahaleler üzerinden kurulması zorunludur. Aksi halde, sorumluluğu bulunmayan mimar ve mühendislerin cezalandırılması hem hukuk devleti ilkesine, hem de bilimsel gerçeklere aykırılık oluşturacaktır.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak, taşıyıcı sisteme yapılan her türlü esaslı müdahalenin karşısında durmaya; yaşam hakkının korunması için teknik ve hukuki gerçekleri kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğimizi saygıyla duyururuz.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
