Demokrasiye, Laikliğe ve Bilime Sahip Çıkıyor; Mesleğimizi ve Geleceğimizi Savunuyoruz

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odasının, Orman Mühendisleri Odasının 19 Şubat 2026 tarihli açıklamasına cevabı. 22 Şubat 2026.

Eklenme Tarihi: 22/02/2026

Birliğimize bağlı odalardan TMMOB Orman Mühendisleri Odası tarafından 19 Şubat Perşembe günü yayımlanan basın açıklamasında, Odamızın genel kurulları üzerinden siyasi değerlendirmelerde bulunulmuş; “Laikliği Savunuyoruz” bildirisinde imzası bulunan meslek odası temsilcileri hedef alınarak odalar “ideolojik bir grubun arka bahçesi” olarak nitelendirilmiş ve laikliği savunmanın “toplumsal hassasiyetleri istismar ettiği” ifade edilerek, Odamızın tarihsel misyonu ve Anayasal konumu yok sayılarak; kamuoyunu yanıltmaya yönelik maksatlı bir karalama faaliyeti yürütülmektedir.

Kurulduğu günden bu yana ülke kaynaklarını, kamu yararı ve mesleki sorumluluk ilkesi doğrultusunda değerlendiren; bilimi ve tekniği rantın değil toplumun hizmetine sunmayı temel ilke edinen Odamız, kendi dar çıkarlarını kamusal faydanın önünde tutan çevreleri her dönem rahatsız etmiştir. Bu nedenle de uzun yıllardır siyasal iktidarın ve yandaş çevrelerin hedefindedir. Buna karşın Odamız, Anayasa’dan, hukuktan ve örgütlü üyelerinden aldığı güçle kamu yararı ilkesinden taviz vermemiş; her koşulda öz gücüne dayanmış, bilimsel ve mesleki kabullerin taşıyıcısı olmuştur ve olmaya devam edecektir.

Anayasanın tanımladığı biçimiyle meslek odaları; sadece birer mesleki dayanışma kuruluşu değil, kamu yararını gözeten, mesleğin gelişimini hedefleyen, ülkemizin, halkımızın yararını her şeyin üzerinde tutan kurumlardır ve Anayasanın temel değerlerini savunmak da asli görevidir.

Öncelikle hatırlamak istemeyenlere tekrar hatırlatmak gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu nitelikleri; toplumsal huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışını esas alan, insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti düzenini güvence altına almaktadır.

Bu çerçevede, kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütünün ve temsilcilerinin; cumhuriyetin temel değerlerini, laikliği ve demokrasiyi savunması suç değil, kamu yararı doğrultusunda yerine getirilmesi gereken anayasal bir sorumluluktur.

Cumhuriyetin, demokrasinin ve laikliğin sunduğu eşitlik ve barış iklimini koruma mücadelesi iktidar çevrelerince empoze edildiği gibi bir ideolojik kamplaşma değil, yarınlarımızı güvencede tutma mücadelesidir. Özellikle laiklik, devletin tüm yurttaşlarına eşit mesafede durmasını sağlayan, inanç ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan bir ilke olmanın ötesinde; emeğin hakkını savunmanın, kadının özgürlüğünü güçlendirmenin ve toplumsal barışı kalıcı kılarak sosyal adaleti kurumsallaştırmanın en temel vazgeçilmez dayanağıdır.

Siyasi güç odaklarına yaslanarak meslektaşlarının haklarını ve kamu yararını korumak yerine “kendi işini görmeyi” meslek odacılığı zannedenlerin, bilimi ve tekniği halkın çıkarları doğrultusunda kullanma çabalarını “ideolojik kamplaşma” olarak yaftalamaları; aslında kendi bağımlılık ilişkilerinin ve dar çıkar hesaplarının bir dışavurumudur. Oysa ülke ve meslek çıkarlarını, bir kişinin ya da bir zümrenin ve turizm, maden ve enerji şirketleri gibi sermaye çevrelerinin yararına değil, kamucu bir yaklaşımla toplum yararına savunmak; kamusal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirmek, aynı zamanda mesleki onuru ve itibarı korumanın da tek yoludur.

Bu kapsamda başta ormanlar olmak üzere, meraların, tarım alanlarının, zeytinliklerin, sulak alanların, akarsuların vd. doğal alanların/varlıkların/kaynakların, şimdi de Milli Parkların sınırsız bir şekilde turizm, HES, RES, madencilik faaliyetlerine açılması için sermayenin önündeki tüm engellerin kaldırılmasına yönelik yapılan kanun değişikliklerinde; kamudan yana ya da sermayeden, yani turizm, maden, enerji şirketlerinden yana olmak bir tercihtir.

Tam da bu noktada Kaz Dağları maden şirketlerine peşkeş çekilirken, Atatürk Orman Çiftliği arazisi talan edilirken, Zeytinlikler madenciliğe açılırken, yanan orman alanları imara açılırken olan bitene gözlerini yuman ve fidan dikmeyi ormancılık sayan siyasi iktidarın politikalarına mesleki kılıf uyduran Orman Mühendisleri Odasını, demokrasiyi, özgürlüğü ve laikliği savunan meslek insanlarını hedef göstermekle meşgul olmak yerine, ülkenin yok edilen ormanlarını korumak için Anayasa’nın kendilerine verdiği görevleri yerine getirmeye davet ediyoruz.

Bizler, mesleki varlığımızı yalnızca teknik bilgiyle değil; akıl, etik ve kamusal sorumluluk bilinciyle anlamlandırıyoruz. Cumhuriyetin temel değerlerinden, bilimin evrensel ilkelerinden ve laikliğin sağladığı özgür düşünce zemininden aldığımız güçle; ülkemizin doğal varlıklarını, kentlerini ve insan yaşamını tehdit eden her türlü uygulamaya karşı durmayı sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki laiklik, kamusal kararların inanç ya da ideolojik saiklerle değil, aklın ve bilimin ölçütleriyle alınmasının güvencesidir. Mesleki saygınlığımızın; bağımsızlığımızı koruduğumuz, kamu yararını öncelediğimiz ve teknik doğrulardan sapmadığımız ölçüde güçleneceğinin bilinciyle hareket ediyoruz.

Bilim ve tekniği rantın değil toplumun hizmetine sunan kamucu, toplumcu ve demokratik meslek örgütü çizgimizden hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme ve hiçbir çıkar odağı bizi uzaklaştıramayacaktır. Üyelerimizin ve meslek alanlarımızın sorunları için mücadele etmeyi, kamusal denetimi ve kamusal hizmeti savunmayı; laik, demokratik hukuk düzeni içinde cumhuriyetin ilerici kazanımlarını koruma ve geliştirme sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçası sayıyor, bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu

BASIN AÇIKLAMASI WEB(2).png

TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası