İMO Antalya Şubesinin Antalya - Konya Karayolu’ndaki Gelişmeler İle Karayolu Projelerinin Projelendirme ve Kontrol Sürecine İlişkin Değerlendirmelerini İçeren Basın Açıklaması

Basına ve Kamuoyuna

 

Antalya ile Konya’yı birbirine bağlayan ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından projelendirilip ihale edilen Antalya–Konya Devlet Yolu, Antalya 13. Bölge Müdürlüğü ile Konya 3. Bölge Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan stratejik bir ana ulaşım aksıdır. 

Karayolları Genel Müdürlüğü uzun yıllardır yol projelendirme hizmetlerini ihale yöntemiyle özel firmalara yaptırmaktadır. Ancak projelendirme süreci yalnızca teknik bir çizim faaliyeti değildir; mevzuata, teknik şartnamelere ve bilimsel esaslara dayalı, çok aşamalı ve disiplinler arası bir mühendislik sürecidir. Bu sürecin her aşamasının eksiksiz yürütülmesi ve idarece titizlikle denetlenmesi zorunludur. 

Karayolları Genel Müdürlüğü’nün “Projelendirme Mühendislik Hizmetleri Teknik Şartnamesi” doğrultusunda öncelikle başlangıç ve bitiş noktalarını kapsayan geniş bir koridor belirlenmeli; güncel sayısal haritalar üzerinde alternatif güzergâhlar oluşturulmalı; seçilen yol sınıfına göre plan ve profil çalışmaları hazırlanmalı ve kilometrajlandırma yapılmalıdır. Bununla birlikte zemin elverişlilik ve jeoteknik etütler kapsamında sondaj çalışmaları gerçekleştirilerek yol altyapısının güvenliği değerlendirilmelidir. Güzergâh boyunca doğal akış rejimi kesilecek dere, mecra ve akarsuların sürekliliğini sağlayacak sanat yapıları projelendirilmelidir. Drenaj sistemleri için gerekli debi hesapları yapılmalı, hidrolojik ve hidrolik modellemeler hazırlanmalı; havza sistemleri incelenerek maksimum su seviyeleri ve taşkın risk analizleri ortaya konulmalıdır. 

Koridor etüdünün idarece incelenip uygun görülen alternatif üzerinden uygulama projelerine geçilmesi; tüm teknik belgeler tamamlanıp onaylandıktan sonra yapım ihalesine çıkılması, kamu kaynaklarının etkin ve güvenli kullanımı açısından temel bir gerekliliktir. 

Söz konusu yol kesiminin birden fazla havzanın birleştiği çanak formundaki topoğrafyada yer aldığı bilinmektedir. Böyle bir alanda yolun düşük kotlardan ve uzun mesafeler boyunca minimal dolgu ile geçirilmesi, doğal su akışlarının yeterince modellenmemesi ve potansiyel göllenme alanlarının dikkate alınmaması ciddi mühendislik riskleri doğurmaktadır.

Özellikle yağışlı mevsimlerde alanın geçici göl alanına dönüşme potansiyeli, drenaj sisteminin projede en kritik bileşen olması gerektiğini açıkça göstermektedir. Maksimum su kotu hesapları ve taşkın senaryoları dikkate alınmadan yalnızca mevcut arazi kotlarına bağlı kalınarak profil oluşturulması, yaşanan olumsuzlukların temel nedenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. 

Bununla birlikte, günümüz altyapı anlayışı yalnızca teknik yeterlilikle sınırlı değildir. Yol projeleri; doğal su döngüsünü bozmayan, havza bütünlüğünü koruyan, yüzey ve yeraltı sularının sürekliliğini sağlayan, ekosistem üzerinde kalıcı tahribat oluşturmayan bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Doğayla uyumlu ve doğayı koruyan mühendislik anlayışı; doğru kot seçimi, yeterli sanat yapıları, etkin drenaj çözümleri ve taşkın alanlarının korunması gibi unsurları vazgeçilmez kabul eder. Kamu yatırımlarında sürdürülebilirlik ilkesi, teknik bir tercih değil, anayasal kamu yararının gereğidir. 

Proje onay sürecinde imzası bulunan teknik ve idari sorumluların, ilgili Bölge Müdürlüklerinin ve yapım öncesi kontrol yükümlülüğü bulunan müşavir firmaların görev ve sorumluluklarının şeffaf biçimde ortaya konulması kamuoyunun en doğal hakkıdır. Yapım aşamasına geçilmeden önce tespit edilmesi gereken mühendislik eksikliklerinin ihale makamına raporlanması zorunludur. Aksi durumda ortaya çıkan zarar yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kamu güvenliği ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da telafisi güç sonuçlar doğurmaktadır. 

Yapılacak iyileştirme çalışmalarının günü kurtarmaya yönelik geçici çözümlerle sınırlı kalmaması gerekmektedir. Bilimsel esaslara dayalı ayrıntılı hidrolojik etütler, güncel hidrolik modellemeler, taşkın senaryosu analizleri ile revize drenaj ve sanat yapısı projeleri hazırlanmalı; süreç şeffaf biçimde kamuoyu ile paylaşılmalıdır. 

Kamu kaynaklarıyla gerçekleştirilen böylesine önemli bir altyapı yatırımında, mühendislik disiplinlerinin tüm gereklerinin eksiksiz uygulanması, doğayla uyumlu planlama anlayışının benimsenmesi ve sorumluların hesap verebilirliğinin sağlanması, kamu yararının temel şartıdır. 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi

Yönetim Kurulu




Güncel Haberler Diğer Aylar

TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası