8 Mart’ta Bir Kez Daha Söylüyoruz: Eşitlikten, Yaşamdan ve Adaletten Vazgeçmiyoruz

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Kadın İnşaat Mühendisleri Komisyonunun 8 Mart açıklaması. 7 Mart 2026.

Eklenme Tarihi: 06/03/2026

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların yüzyıllardır süren hak arayışının, eşitlik mücadelesinin ve adalet talebinin simgesidir.

8 Mart 1857’de ABD’nin New York kentinde 40 bin dokuma işçisi kadın; daha iyi çalışma koşulları ve eşit işe eşit ücret talepleriyle greve başlamış, fabrikaya kilitlenmeleri ve çıkan yangın sonucu 129 kadın işçi yaşamını yitirmiştir. Bu trajik olay, kadın emeğinin görünmezliğine ve sömürüsüne karşı yükselen mücadelenin tarihsel dönüm noktalarından biri olmuştur. 8 Mart, bu direnişin ve kaybedilen hayatların anısıdır.

Aradan geçen yıllara rağmen kadınların eşitlik mücadelesi hâlâ sürmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği yalnızca kadınların değil, toplumun bütününün demokratik gelişimini sekteye uğratan temel bir insan hakları sorunudur.

Ne yazık ki ülkemizde kadınlar her yıl yüzlerce kez yalnızca kadın oldukları için yaşamdan koparılmaktadır. Kadın cinayetleri politiktir. Bu cinayetler, erkek egemen sistemin, cezasızlık politikalarının ve kadınların yaşamını değersizleştiren anlayışın sonucudur. Faillerin korunması, etkin soruşturma yürütülmemesi ve caydırıcı cezaların uygulanmaması şiddeti beslemekte; kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü mekanizmaların yetersizliği bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.

Son günlerde yaşanan iki ayrı cinayet bu acı gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir. Öğretmen Fatmanur Çelik, görev yaptığı okulda öğrencisi tarafından katledilmiştir. Bir diğer Fatma Nur Çelik ise istismar faili hakkında yürütülen süreçte tutuklama kararı verilmemesine ve dosyanın kapatılmasına karşı verdiği adalet mücadelesinin ardından, kızı Hifa İkra Şengüler ile birlikte Zeytinburnu sahilinde ölü bulunmuştur. Daha önce “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” diyerek kamuoyuna seslenen bir kadının ve küçük bir çocuğun yaşamını yitirmesi, cezasızlığın ve kadınları korumayan politikaların ne kadar ağır sonuçlar doğurduğunu bir kez daha göstermiştir.

Kadınların karşı karşıya olduğu eşitsizlikler çalışma yaşamında da açık biçimde görülmektedir. Derinleşen ekonomik kriz, güvencesiz çalışma biçimleri ve artan yoksulluk kadın emeğinin sömürüsünü daha da ağırlaştırmaktadır.

Mühendislik alanı da bu eşitsizliklerden bağımsız değildir. Kadın inşaat mühendisleri; işsizlik, düşük ücret, güvencesiz ve esnek çalışma koşulları ile karşı karşıya kalmakta; mesleki yaşamda cam tavanlar, ayrımcılık ve mobbing ile mücadele etmektedir. Şantiyelerde hâkim olan erkek egemen iş kültürü kadın mühendislerin mesleki varlığını zorlaştırmakta; çalışma koşulları çoğu zaman kadınların ihtiyaçlarını gözetmeden düzenlenmektedir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği uygulamalarından sosyal alanlara kadar pek çok konuda cinsiyet eşitsizliği açık biçimde hissedilmektedir.

Eşit işe eşit ücretin sağlanmaması, kamusal kreş hizmetlerinin yetersizliği ve bakım yükünün büyük ölçüde kadınların omuzlarına bırakılması, kadın mühendislerin meslekte kalıcılığını zorlaştırmaktadır. Uzun ve yoğun mesailerle çalışan kadın mühendisler, iş yaşamının ardından ev içi bakım emeğiyle ikinci bir mesaiyi daha üstlenmek zorunda bırakılmaktadır.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması; sosyal refahın, adaletin ve demokratik gelişimin temel koşuludur. Eğitimden çalışma yaşamına, sosyal politikalardan karar mekanizmalarına kadar her alanda eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Kadınların karar mekanizmalarında eşit biçimde yer alması bir tercih değil, eşitliğin gereğidir.

Kadınların yaşam hakkını savunmayı, cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı mücadeleyi büyütmeyi, mesleki yaşamda eşit temsil ve eşit ücret ilkesini savunmayı, şiddetin her türlüsüne karşı kararlı bir duruş sergilemeyi ve genç kadın mühendislerin önündeki yapısal engellerin kaldırılması için çalışmayı toplumsal ve mesleki sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz.

8 Mart bir kutlama günü değil; eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesini büyütme günüdür.

Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW) ve İstanbul Sözleşmesi; kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi konusunda devletlere açık sorumluluklar yüklemektedir. Kadınların yaşam hakkını güvence altına alan uluslararası yükümlülüklerin eksiksiz uygulanması yaşamsal bir zorunluluktur.

Yaşam hakkının güvence altına alındığı, şiddetin son bulduğu, kadınların her alanda eşit ve özgür biçimde var olduğu bir ülke için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Yaşasın kadın dayanışması.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Kadın İnşaat Mühendisleri Komisyonu

web.jpeg

TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası