Yağmur ve Altyapı Açıklaması

Eklenme Tarihi: 09/04/2026

Her Yağmurda Aynı Tablo; Adanalıların Çilesi Bitmiyor

Kentin Altyapısı Yağmuru Kaldıracak Kapasitede Değil

Adanalılar son yağışlarla birlikte bir kez daha en çileli günlerini yaşadı. Her yağmurda aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Altyapı yetersizliği nedeniyle yağışlar sele dönüşüyor; ev ve işyerlerini su basıyor, altgeçitler göle dönüyor, araçlar yollarda mahsur kalıyor, kent içi ulaşım felç oluyor, tarım alanları da zarar görüyor.

Maalesef ki Kadirli’de aynı sebeplerle, altyapı yetersizliği ve çarpık kentleşme sonucu geçtiğimiz gün yaşanan sel baskınında iki yurttaşımızı kaybettik. Yoğun ve aniden bastıran sağanakla birlikte debisi yükselen Bülbül Deresi ve Savrun Çayı, yataklarından taşarak ilçe merkezine yayılması sonucu su taşkınları yaşandı, Kadirli’de hayat felce uğradı. En acı kısmı da yetersizlikler iki cana mal oldu.

Adana’da da her yağışta karşı karşıya olduğumuz tablo yılların ihmalinin sonucudur. Bunu tekrar tekrar yaşamamız, kentimizin yağmuru yönetebilecek bir altyapıya sahip olmadığını açıkça göstermektedir.

Bu gerçek; sorumluluğu ertelemeyi değil, acil ve kalıcı çözümler üretmeyi zorunlu kılmaktadır. Çünkü bugün çözülmeyen her sorun, yarına daha büyük problemler yaratmaktadır.

Yaşanan su baskınlarını, yalnızca yağış miktarına bağlamak gerçekçi değildir. Suyun temel bir gerçeği vardır: Suyu engelleyemezsiniz, ancak doğru yönetebilirsiniz. Kentler de buna göre planlanmak zorundadır.

Bizler, tekrarlayan ve çözümsüz bırakılan bu sorunların, ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Amacımız yalnızca eleştirmek değil; bilimsel, teknik ve planlı çözümlerin hayata geçirilmesini sağlamaktır. Adana’nın yıllara dayalı sorunlarının farkındayız; ancak çözüm iradesi ve somut adımlar görmek istiyoruz.

Altyapı yatırımları uzun vadeli, yüksek maliyetli ancak vazgeçilmez yatırımlardır. Bu nedenle doğru planlanmalı, tekniğine uygun inşa edilmeli ve düzenli bakım süreçleriyle sürdürülebilirliği sağlanmalıdır. Nitelikli altyapı, kent yaşamının kalitesini doğrudan belirler.

Ortaya çıkan tablo, yerel yönetimlerin gecikmeksizin bütüncül ve kalıcı çözümlere yönelmesini zorunlu kılmaktadır. Palyatif çözümler yerine, kentin tamamını kapsayan ve sorunun tekrarını önleyen bir yaklaşım benimsenmelidir.

Bu kapsamda:

  • Mevcut yağmur suyu hatları yenilenmeli ve kapasite artırımı sağlanmalıdır.
  • Yağmur suyu ve kanalizasyon sistemleri ayrıştırılmalıdır (birçok yerde hâlâ birleşik sistem var)
  • Taşkın riski yüksek bölgelerde büyük kesitli kolektör hatlar inşa edilmelidir.
  • Kritik noktalara yüksek kapasiteli pompa istasyonları kurulmalıdır.
  • Yeraltı su tutma (detention) sistemleri yaygınlaştırılmalıdır.
  • Parklarda yağmur bahçeleri (rain garden) oluşturulmalıdır.
  • Yağmur suyu depolama havuzları ve sistemleri oluşturulmalıdır.
  • Kent çeperinde taşkın kontrol havzaları planlanmalıdır.
  • Geçirgen kaplama (parke/asfalt) uygulamaları artırılmalıdır.
  • Otopark ve kaldırımlar suyun toprağa geçişine izin verecek şekilde düzenlenmelidir.
  • Yeni projelerde “minimum geçirimsiz alan” kriteri zorunlu hale getirilmelidir.
  • Üzeri kapatılmış dereler açılmalı, dere yatakları korunmalıdır. Dere yataklarında yapılaşmaya kesin olarak son verilmelidir.
  • Islah edilen dereler ekolojik koridor anlayışıyla projelendirilmelidir.
  • Yağmur suyu altyapısı tamamlanmadan yeni yapılaşmaya izin verilmemelidir.
  • Parsel bazında yağmur suyu yönetimi zorunlu hale getirilmelidir.
  • Tıkanmış mazgallar, hatalı eğimler ve uygulama hataları hızla giderilmelidir.
  • Her yağış sonrası teknik analiz ve raporlama yapılmalıdır.
  • Altyapı projeleri projelerin niteliğine göre 50-100 yıllık nüfus tahminlerine göre hazırlanmalıdır.
  • Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda, ilçe belediyeleri ve DSİ ile birlikte “Kentsel Su Yönetimi Master Planı” hazırlanmalıdır.

Bu projelerin hayata geçirilebilmesi için yerel yönetimlerin bütçelerinde, altyapı yatırımlarına yeterli pay ayrılması, harcamaların ve ilerlemenin şeffaf biçimde izlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Ancak finansman sorunu yaşayan Belediyelerin, ekonomik kriz ve borç yükü altındayken, altyapı rehabilitasyonunu hangi kaynakla yapacağı konusu önemli bir sorundur. İller Bankası kapasitesi artırılmadan ve hibe- dış kaynak gibi fonlar sağlanmadan bu hedeflerin gerçekleşmesi zordur. Kent içi altyapı projeleri merkezi ve yerel yönetimlerin özellikle DSİ, İller Bankası kurumlarını içeren ortak çalışması ile planlanmalıdır.

İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubesi olarak; tüm sorumluları bir kez daha göreve davet ediyor, bilimsel ve teknik esaslara dayalı altyapı yatırımlarının ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

Adanalılar, hak ettikleri güvenli ve sağlıklı kent yaşamına kavuşmalıdır.

TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası