YÖK Başkanı Erol Özvar’a Açık Mektup
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun, yaklaşan YKS öncesi inşaat mühendisliği eğitimindeki sorunlar ve kontenjanlar hakkında YÖK Başkanı Erol Özvar’a 2 Haziran 2026 tarihli açık mektubu.
Eklenme Tarihi: 02/06/2026
2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın yaklaştığı ve ardından binlerce gencimizin geleceklerini tayin edeceği tercih döneminin başlayacağı bu süreçte, inşaat mühendisliği eğitimindeki yapısal sorunların ve kontenjan politikalarının ivedilikle masaya yatırılması gerekmektedir.
Ülkemizin yapı güvenliği, fiziki altyapısı ve geleceğinin inşasında hayati rol oynayan inşaat mühendisliği eğitimi, ne yazık ki uzun süredir plansız kontenjan ve hatalı yerleştirme politikalarının yarattığı nitelik kriziyle karşı karşıyadır. Unutulmamalıdır ki toplumsal kalkınma ve güvenli yaşam alanlarının inşa edilmesiyle doğrudan ilişkili olan bu köklü meslek, insan hayatını korumak gibi büyük bir sorumluluğu taşımaktadır. Özellikle topraklarının büyük bir kısmı deprem tehlikesi altında bulunan coğrafyamızda bu eğitimin niteliği, açıkça bir halk sağlığı ve kamu güvenliği meselesi olarak önümüzde durmaktadır.
Doğrusu, mühendislik eğitimindeki yapısal sorunlar henüz ortaöğretim aşamasında başlamaktadır. Temel bilimlerde, matematikte ve analitik düşüncede yeterli donanıma sahip olmadan üniversite kapılarına gelen öğrenciler, ne yazık ki eksik bir zeminle mühendislik eğitimine adım atmakta, mühendislik formasyonunun gerektirdiği teorik ve pratik altyapıyı kavramakta yetersiz kalmaktadır. Sayısal alanlarda eksi veya sıfır netlerle dahi inşaat mühendisliği bölümlerine girilebiliyor olması, mevcut merkezi seçme sistemindeki niteliksel sorunları gözler önüne sermektedir. Matematiksel ve bilimsel altyapısı bulunmayan bir taban üzerinden nitelikli mühendisler yetiştirilmesini beklemek rasyonel ve akademik gerçeklerle bağdaşmamaktadır.
Ne yazık ki Yükseköğretim Kurulu tarafından ilan edilen 2026 YKS Başvuru Kılavuzu'ndaki başarı sırası barajları, mesleğimizin taşıdığı hayati sorumluluğu göz ardı eden yaklaşımın sürdüğünü göstermektedir. Tıp programları için 50 bin, hukuk ve eczacılık için 100 bin, mimarlık için 250 bin olarak uygulanan başarı sırası sınırının, halkın can güvenliği ile doğrudan ilgili olan inşaat mühendisliği programlarında 300 bin gibi oldukça geride bir seviyede tutulması anlaşılır değildir. Yeni bir eğitim dönemine adım atmadan önce bu adaletsiz baraj sınırının düzeltilmesi önem taşımaktadır.
Sorunun bir diğer boyutu ise yükseköğretimde yıllardır sürdürülen plansız bölüm ve kontenjan politikalarıdır. Bilindiği üzere ülkemizin reel ihtiyaç analizlerinden ve rasyonel iş gücü planlamasından uzak, yalnızca niceliği merkezine alan yükseköğretim politikaları sonucunda neredeyse her ilde inşaat mühendisliği bölümleri açılmıştır. Yeterli öğretim üyesi kadrosuna sahip olmayan, laboratuvar imkanları ve teknik altyapıdan yoksun biçimde faaliyet gösteren pek çok bölüm, çağdaş bir mühendislik eğitimi sunma kabiliyetinden yoksundur. Bu plansız yapı hem eğitim kalitesini düşürmekte hem de her yıl kontenjanların büyük bir kısmının boş kalmasına yol açarak kamu kaynaklarının verimsiz kullanımına neden olmaktadır.
İnşaat Mühendisleri Odasının kurulduğu 1954 yılında sadece İstanbul Teknik Üniversitesinde, Robert Kolejinde (1971’de Boğaziçi Üniversitesi oldu) ve İstanbul Teknik Okulunda (1992’de Yıldız Teknik Üniversitesi oldu) inşaat mühendisliği eğitimi verilmekteydi. Karadeniz Teknik Üniversitesi 1955 yılında, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ise 1957 yılında kurulmuştur. 2025 yılına gelindiğinde ise YÖK Atlas’ta ve ÖSYM Tercih Kılavuzunda yayımlanan verilere göre 95 devlet üniversitesinde, 28 vakıf üniversitesinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 7 üniversitede ve Makedonya’da bir üniversitede olmak üzere toplam 131 üniversitenin Mühendislik Fakültesinde İnşaat Mühendisliği Bölümü bulunduğu, bunlara ek olarak devlet üniversitelerinin beşinin Teknoloji Fakültesi altında da İnşaat Mühendisliği Bölümleri olduğu görülmektedir. Bununla birlikte 2012 yılından bu yana Mühendislik Fakültelerinde İnşaat Mühendisliği Bölümü bulunan devlet ve vakıf üniversitesi sayıları yaklaşık iki katına çıkarılmış olmasına rağmen, 2018-2025 yılları arasında inşaat mühendisliği bölümlerinin kontenjanları sürekli değiştirilmiş; hatta 2025 yılında kontenjanlar 2018 yılına göre dörtte bir oranında azaltılmış olmasına rağmen tam olarak doldurulamamıştır. Bu durum, yürütülen plansız kontenjan politikasının çöktüğünü açıkça göstermektedir.
Bununla birlikte, Teknoloji Fakülteleri bünyesinde de inşaat mühendisliği bölümlerinin açılması pedagojik, sektörel ve hukuki açıdan büyük bir hatadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan “Bir fakülte ya da yüksekokulda, aynı veya benzer nitelikte eğitim-öğretim yapan birden fazla bölüm bulunamaz” hükmü açık olup, aynı üniversitede farklı isimli fakülteler altında aynı mühendislik bölümünün açılması yasanın amacıyla bağdaşmamaktadır. Türkiye’nin daha fazla mühendislik fakültesine değil; inşaat sektörünün acil ihtiyaç duyduğu yetkin meslek lisesi mezunlarına, teknik öğretmenlere ve bu okullardan mezun olacak nitelikli ara elemanlara ihtiyacı vardır. Dolayısıyla bu fakültelerin, inşaat sektörünün uygulama, denetim ve üretim aşamalarına katkı sağlayacak teknik kadroları yetiştirecek şekilde yeniden yapılandırılması zorunluluk arz etmektedir.
Yaklaşan sınav dönemi ve daha sonra yapılacak olan yerleştirmeler öncesinde, yaşamsal öneme sahip inşaat mühendisliği eğitiminin bilimsel temellere kavuşturulması ve mesleki niteliğin korunması adına aşağıdaki adımların ivedilikle atılmasını talep ediyoruz:
- İnşaat mühendisliği programlarına kabul edilecek adaylar için başarı sırası barajı 50 bin olmalıdır.
- İhtiyaç analizi ve planlamadan uzak bir anlayışla yürütülen, her üniversitede inşaat mühendisliği bölümü açılması uygulamasından vazgeçilmeli, akademik kadrosu, teknik altyapısı ve laboratuvar olanakları yetersiz olan bölümlere öğrenci alımları durdurulmalı ve hatta bu bölümler kapatılmalıdır.
- Üniversitelere tam idari, mali ve akademik özerklik tanınmalı, karar alma süreçlerinde tüm üniversite bileşenlerinin eşit ve dengeli katılımı sağlanmalıdır.
- Dikey Geçiş Sınavı ile mühendislik programlarına geçiş yapan öğrencilerin temel bilimlerdeki eksiklikleri telafi edici zorunlu hazırlık programları uygulanmalıdır. Mühendislik eğitiminin kalitesini arttırmak için bu öğrencilerin temel bilimler kapsamındaki eksikleri de giderilmelidir.
- Yabancı öğrenciler, Türk öğrencilerle aynı sınava tabi tutulmalı ayrıca bir kontenjan hakkı tanınmamalıdır.
- Teknoloji Fakültelerindeki inşaat mühendisliği eğitimi sonlandırılmalı, bu kurumlar inşaat sektörünün acil ihtiyaç duyduğu nitelikli ara elemanları yetiştirecek şekilde yeniden organize edilmelidir.
Geleceğimizin güvenle inşa edilmesi ve yükseköğretimde akademik niteliğin yükseltilmesi adına Yükseköğretim Kurumu’nu sorumluluk almaya davet ediyoruz.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
