TMMOB İMO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Uluata Birgün Gazetesinde
Eklenme Tarihi: 13/08/2026
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Uluata, T.C. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan ve 12 Ağustos 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan ‘’ Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’’ hakkında 13 Ağustos 2026 tarihli Birgün Gazetesine açıklamalarda bulundu.
Şefsiz şantiyeler güvenliği riske atar
Çevre Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Binaların yıkılması hakkında yönetmelikte değişiklik yapılmasına dair yönetmelik’e mühendisler tepkili. Yönetmelikle, kamu kurumlarınca yapılacak yıkımlarda müteahhit ve şantiye şefi bulundurma şartı kaldırıldı. İMO Başkanı Uluata, metinde açıklar olduğunu ve kendilerine sunulan taslak ile yayımlanan yönetmelik arasında farklılıklar bulunduğunu belirtti. Uluata, şantiye şefi şartının kaldırılmasının saha güvenliğini, işçi sağlığını ve kamu personellerini doğrudan riske attığını vurguladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan "Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" dün Resmi Gazete'de yayımlandı. Düzenlemenin bazı hükümleri yayımıyla birlikte yürürlüğe girerken, değişikliklerin büyük bölümünün bir yıl sonra uygulanmaya başlanacağı ifade edildi. Yönetmelikte bazı mevcut tanımlar değiştirilirken yeni tanımlar da eklendi. Yüksek yapılar için özel kurallar getirilirken, patlayıcılı yıkımlarda uzman mühendis, sensör ve yüksek hızlı kamera kullanımına ilişkin yeni şartlar belirlendi. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Uluata, yönetmelikte açıklar olduğunu ve kendilerine Bakanlık tarafından iletilen metinle yönetmelik arasında farklılıklar olduğunu ifade etti.
Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliğe göre, bina yüksekliği 21,50 metrenin veya yapı yüksekliği 30,50 metrenin üzerinde olan binalar "yüksek yapı" kapsamına alındı. Bina yüksekliği 51,50 metreyi veya yapı yüksekliği 60,50 metreyi aşan binalar ise "çok yüksek yapı" olarak tanımlandı.
"Patlatmadan sorumlu mühendis" tanımı da yeniden düzenlendi. Buna göre inşaat, maden, çevre, jeoloji veya jeofizik mühendisliği lisans programlarından mezun olan ve patlayıcı kullanımı konusunda Bakanlığın yetkilendirdiği kurumların verdiği sertifikaya sahip kişilerin bu görevi üstlenebileceği ifade edildi.
Fenni Mesuliyet İstisnası
Yönetmelikte binaların yıkımında fenni mesuliyet inşaat mühendisi tarafından üstlenileceği de belirtildi. Bina yüksekliği 18,50 metrenin altında kalan yapıların yıkımında ise genel olarak fenni mesuliyet şartı aranmayacağı yönetmelikte yer aldı. Ancak bu yapılar için de bazı istisnalar bulunacağı kaydedildi. Binanın bitişik nizamda olması, karma taşıyıcı sisteme sahip bulunması, planda veya düşeyde yapısal düzensizlik taşıması ya da sağlık ve eğitim tesis alanları ile kültür veya tabiat varlıklarının yakınında yer alması gibi risk oluşturabilecek durumlarda ilgili idare fenni mesuliyet şartı koyabileceği belirtildi.
Patlayıcıyla yapılacak yıkımlara ilişkin analiz ve raporlarda müellif ile patlatmadan sorumlu mühendis, kendi görev ve sorumluluk alanlarından sorumlu olacağı kaydedildi. Patlayıcı kullanılan tüm yıkımlar, yüksek yapıların patlayıcıyla yıkılmasına ilişkin yönetmelik hükümleri doğrultusunda gerçekleştirileceği belirtildi.
'Patlayıcı' Yıkımda Yeni Karar
Patlayıcı kullanılarak gerçekleştirilen yıkımlar ile yüksek yapıların yıkım planlarına ilişkin de yeni kararlar alındı. Patlayıcı kullanılan tüm yıkımlarda hem patlatmadan sorumlu mühendisin hem de yıkım planını hazırlayarak sorumluluğunu üstlenen müellifin şantiye alanında birlikte bulunması gerekeceği ifade edildi. Patlayıcıyla yıkım yönteminin tercih edilmesi halinde ruhsat işlemleri sırasında patlatmadan sorumlu mühendise ilişkin bilgi ve belgeler de ilgili idareye sunulacağı kaydedildi.
Müteahhit Şartı
6306 Sayılı Kanun kapsamında kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirilen yıkımlarda müteahhit ve şantiye şefi bulundurma şartı olmayacağı belirtildi. Buna karşılık yıkım planı hazırlanması gereken bütün yıkımlarda kamu kurum ve kuruluşları fenni mesuliyetin tamamını üstleneceği ifade edildi.
Öte yandan yıkım ruhsatlarının süresine ilişkin de yeni bir istisna getirildi. Yapının bitişik nizamda bulunması, yüksek yapı kapsamında olması, çevresel koşullar nedeniyle makineyle yıkımın zorlaşması veya mücbir sebeplerin ortaya çıkması halinde sürenin uzatılabileceği kaydedildi.
Yönetmelikte Açık Var
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Uluata, yönetmelikte açıklar olduğunu ve kendilerine Bakanlık tarafından iletilen metinle yönetmelik arasında farklılıklar olduğuna işaret etti. Uluata “Söz konusu mevzuat değişikliği hazırlanırken Odamıza gönderilen değişiklik taslağında yer alamayan bu düzenleme, konunun teknik ve uzmanlık olarak doğrudan tarafı olan odamızın görüşü alınmadan doğrudan yayınlanmıştır. Düzenlemede yer alan ‘kamu kurum ve kuruluşu marifetiyle’ ifadesi, teknik ve hukuki açıdan belirsizlik yaratmaktadır: İfadenin yalnızca kurumun kendi personeli ve imkânlarıyla yürütülen yıkımları mı kapsadığı, yoksa ihale edilerek yüklenicilere yaptırılan işleri de içerip içermediği net değildir. Bu muğlaklığın saha uygulamalarında karmaşaya ve hukuki zafiyetlere yol açacağı öngörülmektedir” dedi.
Selçuk Uluata, yıkım işlemlerinin statik değerlendirme, yıkım sırasının belirlenmesi, çevre ve iş güvenliği önlemlerinin alınması, toz ve tehlikeli atık yönetimi gibi çok boyutlu mühendislik kararlarını kapsadığını belirtti. Uluata şöyle devam etti: “Yıkım, yapının rastgele yıkılması değil, yük aktarım ilkelerine göre tersine işleyen hassas bir mühendislik hesabıdır. Taşıyıcı elemanların (döşeme, kiriş, kolon, perde) yanlış sırayla kesilmesi veya kırılması, yapının kontrolsüz ve aniden çökmesine yol açar. Yıkım sahaları anlık dinamiklerin ve öngörülemeyen risklerin en yüksek olduğu alanlardır. Yıkım sahasındaki yüksekten düşme, yapı altında kalma, parça fırlaması ve toz/gaz zehirlenmesi gibi yüksek riskler şantiye şefinin denetimindedir. Olası bir çatlak, denge kaybı veya acil durumda sahayı durdurma ve anında müdahale etme yetkisine sahip tek teknik yetkili şantiye şefidir. Yanlış bir yıkım hamlesi, bitişik nizam yapılara, yola, yaya/araç trafiğine veya altyapı hatlarına büyük zararlar verebilir. Sonuç olarak Şantiye şefi gibi ‘denetleyici ve icracı’ teknik bir figürün yokluğu; idari ihmal ve koordinasyonsuzlukla birleştiğinde, saha güvenliğini ve işçi sağlığını doğrudan riske atmaktadır.”
Uluata şöyle devam etti:
“Söz konusu düzenlemenin sorumluluğu ortadan kaldırmamakta; aksine fenni mesuliyeti ve bunun doğuracağı hukuki/cezai sorumluluğu doğrudan kamu kurumlarında görevli idari ve teknik personelin üzerine yoğunlaştırmaktadır. Bilindiği üzere Kamuda görev yapan teknik personel sayısı halihazırda mevcut iş yükünü karşılamaktan uzaktır. Asli idari ve kontrolörlük görevlerini sürdüren meslektaşlarımız, bir de sahadaki fiili uygulama sorumluluğunu (şantiye şefliğini) üstlenmeye mecbur bırakılacaklar ve sahada fiilen görevinin başında bulunması fiziksel olarak mümkün olmayan kamu personeli mühendisler, yaşanacak olası bir iş kazasında veya kontrolsüz çökmede doğrudan cezai sorumluluk riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Şantiye şefinin saha düzeyinde üstlenmesi gereken anlık güvenlik sorumluluğu, denetim yetkisi sınırlı olan kamu çalışanlarının omuzlarına yüklenemez. Bir düzenlemenin hukuka ve kamu yararına uygunluğu, sahadaki fiili denetim güvenceleriyle mümkündür. Getirilen bu istisnanın hukuka ve kamu yararına uygun sayılabilmesi için kamu kurumunun, sahada uzman ve yetkin inşaat mühendisini kesintisiz bulundurması, yıkım planının tüm teknik riskleri karşılayacak nitelikte hazırlanmasını sağlaması, çevre, iş sağlığı ve altyapı güvenliğini fiilen garanti etmesi şarttır. Bu güvenceler sağlanmadan şantiye şefi şartının kaldırılması; 6306 Sayılı Kanun’un ‘güvenli yaşam çevresi oluşturma’ amacına ve Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik’in ‘can, mal ve çevre güvenliğini koruma’ ilkelerine açıkça aykırıdır.”
Yapılması Gerekenler Ortada
Şantiye şefliğinin evrak üzerinde tamamlanan formalite bir görev olmadığını ifade eden Uluata, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
• Kamu kurumları tarafından yürütülen veya ihale edilen tüm yıkım işlerinde şantiye şefi bulundurulması zorunluluğu amasız ve fakatsız yeniden tesis edilmeli.
• Düzenlemedeki ibarelerin yol açtığı belirsizlik giderilmeli.
• Kamudaki teknik personel yetersizliği, kamu çalışanı meslektaşlarımızın üzerine haksız hukuki riskler yıkılarak değil; güvenceli inşaat mühendisi istihdamı artırılarak çözülmeli.
• Tarafımıza iletilen taslakta yer almayan ifadelerin yayımlanan metne eklenmiş, bu konuda odamızın görüş vermesi engellenmiştir. Teknik ve uzmanlık gerektiren mevzuat düzenlemelerinde nihai taslağı TMMOB ve Odaların odamızın değerlendirmesine sunulmalı.
Yeni Kurallar Getirildi
Yönetmeliğe "Yüksek Yapıların Yıkımına İlişkin Özel Kurallar" başlığıyla yeni bir bölüm de eklendi. Yıkım sırasında oluşabilecek toz, titreşim ve gürültü için kararlar alındı. Yıkım şantiyesinin çevresinde perdeleme yapılacağı, örtülü yol ve koruma fanı kullanılacağı belirtildi.
Yönetmelikte bazı detaylar şöyle sıralandı:
• Patlayıcı kullanılarak yıkılacak yapılarda görev üstlenecek patlatmadan sorumlu mühendislerin uzmanlıklarını belgelemeleri zorunlu hale getirildi. Ateşleyicilerin ise ilgili yönetmelik uyarınca B sınıfı yeterlik belgesine sahip olması gerekecek.
• Yıkım çalışmalarında ortaya çıkan gürültüye ilişkin mevzuat hükümleri de güncellendi. Akustik raporlar, Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği kapsamında gerekli uzmanlığa sahip kişiler tarafından hazırlanacak.
Habere ulaşmak için tıklayınız.