Trabzon Şehir Merkezinde 18 Eylül 2026 Tarihinde Yaşanan Taşkına İlişkin Basın Açıklaması
18 Eylül 2026 akşamı Trabzon’da etkili olan kuvvetli sağanakta, resmî kurum açıklamalarına göre kentte yer yer yaklaşık 50 kg/m² üzerinde yağış düşmüştür. Kısa süre içinde gerçekleşen bu miktardaki yağış, kentsel drenaj sistemleri üzerinde yüksek debi oluşturan ve ciddi risk yaratan bir yağış yüküdür. Yağış, kent merkezinde ulaşımı aksatmış; cadde ve sokaklarda yüzeysel akış, su birikintileri ve su baskınları meydana getirmiştir. Zemin ve bodrum katların su altında kalmasıyla kentsel yaşam önemli ölçüde aksamıştır. Trabzon Havalimanı da yağıştan etkilenmiş, havalimanı otoparkı ile çevresindeki düşük kotlu alanlarda su birikmiş, otopark alanı ve yakın çevresi su altında kalmıştır.
Havalimanı gibi ulaşım sürekliliği, yolcu güvenliği ve acil durum erişimi bakımından kritik tesislerde görülen bu tablo; yalnızca anlık müdahale gerektiren bir su baskını olarak değil, yağmursuyu drenajı, kotlandırma, yüzey akışı ve deşarj güzergâhları bakımından ayrıntılı olarak incelenmesi gereken bir mühendislik sorunu olarak değerlendirilmelidir.
Her aşırı yağışın ardından yaşanan bu tablo bir "doğal afet" olarak geçiştirilemez; teknik, planlama ve altyapı yönetimindeki ihtiyaçlar bilimsel olarak masaya yatırılmalıdır. Yağışın şehirde ani taşkına dönüşüp dönüşmemesi; zemin geçirgenliği, yapılaşma yoğunluğu, yağmursuyu şebekesinin kapasitesi, dere ve menfez kesitleri, bakım durumu, kıyı ve karayolu geçişlerinin akışı engelleyip engellemediği gibi mühendislik ve planlama kararlarıyla doğrudan ilişkilidir.
Trabzon’un eğimli topoğrafyası, dik havzaları ile denize yönelen doğal akış sistemi; yoğun ve kısa süreli yağışlarda çok hızlı yüzey akışı üretmektedir. Ancak kentte artan geçirimsiz yüzeyler; beton, asfalt, yol, otopark ve yapılaşma nedeniyle yağmur suyunun toprağa sızması azalmakta, su kısa sürede yol ve düşük kotlu bölgelere yönelmektedir. Bu nedenle kent merkezinde yaşanan su baskınları, yalnızca mazgal temizliğiyle çözülebilecek münferit olaylar değildir.
Üst havzalarda dere yataklarının daraltılması veya kapatılması, yetersiz hidrolik kesitli menfezler, denize çıkış noktalarındaki kapasite yetersizlikleri ve membadan taşınan rüsubatın ızgara, menfez ve boru hatlarını tıkaması taşkın riskini artırmaktadır. Özellikle yüksek eğimle gelen derelerin sahil yoluna ulaştığı kesimlerde, Karadeniz Sahil Yolu ve kıyı dolguları nedeniyle doğal dere yatağının eğiminin ani olarak kırılması ve bazı kapalı menfezlerin ters veya yetersiz eğimle çalışması; akım hızının düşmesine, rüsubat birikimine ve buna bağlı olarak hidrolik kapasitenin kısa sürede azalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle yalnızca menfezlerin büyütülmesi veya temizlenmesi yeterli olmayıp, ters veya yetersiz eğimli kapalı menfezlerin uygun kesimlerde açılarak dere yatağının doğal akış eğimine uygun açık kesit olarak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca bu kesimler, sahil yolu ve yol platformlarından gelen yüzeysel sularla birlikte değerlendirilerek gerekli noktalarda rüsubat tutma, toplama ve denize deşarj yapıları; cazibeli deşarjın mümkün olmadığı durumlarda ise terfili deşarj sistemleri projelendirilmelidir.
Özellikle Trabzon Havalimanı’nda yaşanan su baskını sonrasında; otopark, terminal çevresi, erişim yolları ve tüm yağmursuyu toplama-deşarj sisteminin hidrolik açıdan incelenmesi zorunludur. Düşük kotlu alanlar, drenaj hatları, yağmursuyu girişleri, terfi ve deşarj noktaları ile deniz etkisi ve geri tepmeye açık kesimler ölçülmeli, farklı tekerrür sürelerindeki tasarım yağışları esas alınarak sistemin yeterliliği ortaya konulmalıdır. İnceleme sonuçları kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır.
Alınması gereken önlemler açıktır:
Mevcut birleşik kanalizasyon sisteminde yağmursuyu ve atıksu hatları ayrıştırılmalı; sistemin hidrolik kapasitesi, iklim değişikliğiyle artan kısa süreli ve yüksek şiddetli yağışlar dikkate alınarak havza ölçeğinde ölçüm, proje ve saha verileriyle yeniden değerlendirilmelidir. Gerekli görülen kesimlerde altyapı etaplar hâlinde güçlendirilmelidir.
Menfezler, köprü açıklıkları ve yol geçişleri debi, rüsubat taşınımı ve tıkanma riski dikkate alınarak yeterli kesite ulaştırılmalıdır.
Havalimanı, hastaneler, terminal binası ve benzeri kritik altyapılarda taşkın risk analizleri ile acil müdahale planları güncellenmelidir.
Mazgal, ızgara, menfez ve kanal temizlikleri yağış sonrasında değil, riskli dönemler öncesinde periyodik ve kayıt altına alınmış biçimde yürütülmelidir.
Geçirgen kaplamalar, yağmur bahçeleri, geciktirme-depolama alanları gibi doğa temelli çözümler, klasik yağmursuyu drenaj altyapısıyla birlikte uygulanmalıdır.
Trabzon özelinde Karadeniz Sahil Yolu ve kıyı dolgularının doğal yüzeysel akış güzergâhları üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Dağlık ve dik eğimli üst havzalardan çok kısa sürede kıyıya ulaşan taşkın debileri açısından, sahil yolu ve kıyı dolgularının yer yer bir hidrolik eşik/bariyer etkisi oluşturup oluşturmadığı ortaya konulmalıdır.
Trabzon’un eğimli üst havzalarından taşkınla birlikte gelen rüsubat ve sürüntü malzemesinin, düşük kotlardaki yağmursuyu sistemleri ile özellikle Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki menfez ve geçiş yapılarını tıkaması önlenmelidir. Bu amaçla mevcut sel kapanları, tersip bentleri ve rüsubat tutucu yapıların yeterliliği ve konumları yeniden değerlendirilmeli; ihtiyaç duyulan üst havza ve kritik dere kesimlerinde yeni tutucu yapılar oluşturularak rüsubatın mümkün olduğunca şehir merkezine ve düşük kotlara ulaşmadan kontrollü biçimde tutulması sağlanmalıdır. Bununla birlikte kapalı menfezlerin tıkanma riski ayrıca değerlendirilerek, teknik olarak mümkün olan kesimlerde üzeri kapatılmış dere ve menfez sistemlerinin açık kesite dönüştürülmesi değerlendirilmelidir.
Bu yapıların yalnızca yapılması yeterli görülmemeli, işletme ve bakım sürekliliği de sağlanmalıdır. Özellikle kuvvetli yağış ve taşkınların ardından sel kapanları, tersip bentleri ve rüsubat tutucu yapılar kontrol edilmeli; biriken malzeme gecikmeden temizlenerek yapıların tutma kapasitesi yeniden sağlanmalıdır. Böylece söz konusu yapıların sonraki yağışlarda da görevlerini etkin biçimde yerine getirmesi güvence altına alınmalıdır.
İnşaat Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi olarak, yaşanan olayın tüm yönleriyle teknik biçimde incelenmesini; sorumlu kurumların kısa, orta ve uzun vadeli eylem planını kamuoyuna açıklamasını ve Trabzon’un taşkınlara karşı dirençli bir kent hâline getirilmesi için mühendislik ilkelerine uygun adımların ivedilikle atılmasını, gerekli imar düzenlemelerinin yapılmasını talep ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Trabzon Şubesi Yönetim Kurulu