Güvenli Yapılarda Yaşamak ve Yaşadığımız Yapının Güvenli Olup Olmadığını Bilmek Anayasal Bir Haktır
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulunun, yapıların güvenliği konusunda bilgi edinme hakkıyla ilgili olarak, 23 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklama.
Eklenme Tarihi: 23/09/2026
Deprem gerçeğinin hayatımızın bir parçası olduğu ülkemizde, güvenli konutlarda yaşamak, en temel yaşam hakkı ile doğrudan ilişkilidir. Çünkü yaşam hakkının korunması, herkesin insan onuruna yaraşır, sağlıklı ve afetlere karşı güvenli konutlarda yaşamasının güvence altına alınmasıyla mümkündür.
Bu çerçevede yurttaşların yaşadığı, satın alacağı ya da kiralayacağı konutun veya işyerinin yapı güvenliği hakkında bilgi sahibi olması, yaşam hakkı ile barınma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Yapı güvenliğine ilişkin bilgilerin erişilebilir, güvenilir ve şeffaf olması, bu hakların korunmasının bir gereğidir.
Bugün ülkemizde çok sayıda insan, yaşadığı yapının deprem karşısındaki durumunu ve güvenli olup olmadığını bilmeden yaşamını sürdürmektedir. Eski deprem yönetmeliklerine göre inşa edilmiş, yeterli mühendislik hizmeti almamış, zaman içinde denetimsiz müdahalelere ve kaçak eklentilere maruz kalmış yapıların gerçek güvenlik durumu hâlâ bütüncül biçimde ortaya konulmuş değildir. Ülke çapında kapsamlı ve sürekli güncellenen bir yapı stoku envanterinin bulunmaması ise bu belirsizliği daha da derinleştirmektedir.
Üstelik 2018 yılında “imar barışı” adıyla yürürlüğe giren düzenleme kapsamında, ruhsatsız veya projeye aykırı yapılara yalnızca yapı sahibinin beyanı esas alınarak ve herhangi bir teknik inceleme yapılmadan Yapı Kayıt Belgesi verilmiştir. Söz konusu belgeye dayanılarak bu yapılara su, elektrik ve doğal gaz bağlanmasının önü açılmış; böylece yapıların kullanılmasına ve yaşam alanı olarak varlığını sürdürmesine olanak tanınmıştır. Aradan geçen zaman içinde bu yapıların bir kısmı satış veya kiralama yoluyla el değiştirmiş; Yapı Kayıt Belgesi'nin alınması sürecinde yer almayan üçüncü kişiler tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu yapılarda yaşayan ve çalışan kişiler, karşı karşıya oldukları riskin boyutunu bilmeden yaşamaya devam etmektedir.
Can güvenliğini doğrudan ilgilendiren bu bilgilerin şeffaf biçimde kamuoyuna açılması; doğrudan yaşam hakkını korumakla sorumlu olan idarelerin görevidir.
Bu nedenle:
1. Kiralama ve alım-satım süreçlerinde, taşınmazın yapı güvenliğine ilişkin bilgilerinin yurttaşlara sunulması zorunlu hale getirilmelidir.
2. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenerek kayıt altına alınan tüm yapılara ve bağımsız bölümlere ait veriler Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TAKBİS) veri tabanına entegre edilmeli ve tapuda gerçekleştirilecek tüm alım, satım ve devir işlemleri esnasında alıcı konumundaki vatandaşların doğrudan ve açıkça görebilmesini sağlayacak düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır.
3. Farklı kamu kurum ve kuruluşlarında bulunan yapı güvenliğine ilişkin veriler, bütünleşik bir sistem üzerinden entegre edilmeli ve yurttaşların doğrudan erişimine açık hâle getirilmelidir.
İnşaat Mühendisleri Odası olarak yıllardır dikkat çektiğimiz bu sorunun artık ertelenemez bir noktaya ulaştığını bir kez daha vurguluyoruz. Yapı güvenliği; yalnızca teknik bir düzenleme konusu değil, yaşam hakkının, barınma hakkının ve bilgi edinme hakkının korunmasının temel bir gereğidir. Bu hakların kâğıt üzerinde kalmaması, yapı güvenliğine ilişkin belirsizliğin ortadan kaldırılması ve kamusal sorumluluğun yerine getirilmesi için gerekli adımlar gecikmeksizin atılmalıdır.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
