28-29 Eylül 2026 tarihlerinde Sakarya’da Yaşanan Taşkınlar ve Oluşan Riskler Hakkında Kamuoyu Açıklaması
Taşkın Yönetimi Bütüncül Planlama ile Çözülür, Geçici Müdahaleler ise Ancak Günü Kurtarır
Eklenme Tarihi: 02/10/2026
28-29 Eylül 2026 tarihlerinde Marmara Bölgesi’nde etkili olan şiddetli yağışlar; Sakarya, Düzce ve Bursa illerinde ciddi taşkınlara yol açmıştır. Yağışların meydana getirdiği taşkınlar ve su baskını etkileri değerlendirildiğinde Sakarya ilimiz bu yağışlardan en çok etkileneni olmuştur.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) verilerine göre Sakarya, en son 27 yıl önce (1999 yılında) benzeri görülmüş, "çok kuvvetli/ekstrem yağış" olarak sınıflandırılan tarihi bir meteorolojik olayla karşı karşıya kalmıştır. 24 saatlik ölçümlerde en çok yağış alan ve etkilenen ilçeler Ferizli (150.5 kg/m2), Karapürçek (143.4 kg/m2), Adapazarı (133.6 kg/m2), Akyazı (129.1 kg/m2), Hendek (126.8 kg/m2), Kaynarca (111.3 kg/m2), Serdivan (106.7 kg/m2) ve Pamukova (103.1 kg/m2) ilçeleri olsa da şehrin geneline kuvvetli yağışlar düşmüştür.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün Sakarya iline ilişkin 1951-2025 yılları arasındaki istatistiklerine göre Eylül ayı ortalama toplam yağış miktarı 53,0 kg/m2 olarak yer almaktadır. Bu tablo bize Eylül ayı normallerine göre ilçelerin büyük bir kısmında 1 aylık yağışın 2 ile 3 katının tek bir günde (24 saatte) düştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Sakarya ilinde çok kuvvetli yağışlar neticesinde yaşanan taşkın ve su baskınları hayatı durma noktasında getirmiştir. Bazı dereler taşmış olup, tarım arazileri, yollar, evler ve iş yerleri sular altında kalmıştır. Yağış miktarı diğer ilçeler kadar yüksek ölçülmemiş olsa da Karasu Darıçayırı mahallesi de Darıçayırı Deresindeki sel kapanına rağmen sular altında kalmıştır. Yaşanan taşkın ve su baskınlarından etkilenen mahalleler listesi ve ilgili fotoğraflar ekte bulunmaktadır.
Afetlere Karşı Hazırlık, Kriz Anında Değil Risk Azaltılarak Yapılır.
Afetlere karşı hazırlık afet anında veya sonrasında değil, afetler meydana gelmeden önce risk azaltılarak yapılır. Yaşanan taşkınların ve su baskınlarının etkisi anlık müdahaleler ile azaltılabilir olsa da taşkın yönetiminde kalıcı çözüm planlamada yatmaktadır. Taşkın planlamaları ise; bilimsel veriler ışığında yerel ihtiyaçlar ve teknik uzmanlık temelinde yürütülmelidir. Bu nedenle planlama çalışmaları yapılırken ilgili meslek odalarının, üniversitelerin ve uzman kurumların görüşleri alınmalı, bölge halkı alınacak tedbirlere ilişkin bilgilendirilerek sürece dahil edilmelidir.
Kamulaştırma Çıkmazı Dere Yataklarını Daraltıyor.
Ülkemizde büyükşehir belediyesi bulunan illerde, kentsel yağmursuyu ve drenaj altyapısına ilişkin görev ve sorumluluklar büyükşehir belediyeleri ve ilgili kuruluşların uhdesinde bulunmakla birlikte, akarsu ve dere yataklarının taşkın kontrolü, ıslahı ve taşkın koruma tesislerinin projelendirilmesi ve yapımına ilişkin çalışmalar, görev ve yetki alanına bağlı olarak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından da yürütülmektedir. Ancak taşkın kontrol tesislerinde mevzuat gereği kamulaştırma işlemleri DSİ Genel Müdürlüğünce yapılamadığından bu husus yerel idareler tarafından yürütülmektedir. Taşkın kontrol tesislerine ait proje çıktığında genellikle kamulaştırma gerekli olmakta fakat yüksek kamulaştırma maliyetleri ve ekonomik kaygılar sebebiyle de doğal dere yatakları daraltılma yoluna gidilmektedir. Bu durum ise taşkın güvenliğinin zayıflama riskini doğurmaktadır.
Taşkın risklerinin azaltılması, can ve mal güvenliğinin sağlanması ve taşkın kontrol projelerinin teknik gereklilikler doğrultusunda etkin biçimde uygulanabilmesi açısından, taşkın koruma tesislerine ilişkin kamulaştırma işlemlerinin ve buna bağlı mali yüklerinmerkezi kaynaklarla karşılanması önemlidir. Bu yaklaşım, proje planlanırken kararların yalnızca yatırım maliyetleri çerçevesinde değil; hidrolik kapasite, havza bütünlüğü, taşkın güvenliği ve uzun vadeli işletme ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek ele alınmasına imkân verecektir.
Eski Tasarım Kriterleri Günümüz İhtiyaçlarını Karşılamıyor.
Özellikle yerleşim alanları içerisinde kalan ve önceki yıllarda inşa edilmiş taşkın koruma tesislerinin mevcut koşullar dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Kentleşmenin hızla artması, geçirimsiz yüzeylerin çoğalması, yağış karakteristiklerindeki değişimler ve mevcut altyapı kapasitesinin yetersiz kalması nedeniyle, geçmişte belirli tasarım kriterlerine göre projelendirilmiş bazı tesislerin günümüzde ortaya çıkan taşkın risklerine karşı yeterli koruma düzeyini sağlayamadığı ortaya çıkacaktır.
Bu doğrultuda dere yatakları, taşkın kanalları, menfezler, köprü geçişleri, sanat yapıları ve mevcut taşkın kontrol tesisleri; güncel hidrolojik ve hidrolik veriler esas alınarak yeniden analiz edilmelidir. Taşkın yönetiminde havza bütününde suyun doğal akış rejiminin korunmasını esas alan planlama yaklaşımı benimsenmeli; dere yataklarının daraltılmasına ve doğal taşkın alanlarının yapılaşmaya açılmasına yönelik uygulamalardan muhakkak suretle kaçınılmalıdır. Bununla birlikte, taşkın tehlikesinin erken tespit edilmesine yönelik izleme ve erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması, taşkın risk haritalarının güncel tutulması ve imar kararlarının taşkın tehlikesi ile uyumlu şekilde oluşturulması önem taşımaktadır.
Diğer taraftan ilçe merkezleri ve mahallelerde yaşanan su baskınlarına karşı altyapı eksiklikleri de ivedilikle giderilmelidir.
Sonuç ve Çağrı
Sonuç olarak iklim değişikliği etkisiyle şiddeti ve sıklığı artan bu olağanüstü meteorolojik yağışlar, taşkın yönetiminin geçici müdahaleler ve kriz çözümleriyle yürütülemeyeceğini ortaya koymuştur. Yaşanan bu afet, ilgili kurumlarca kentsel altyapıdan kamulaştırma mevzuatına, dere yataklarının korunmasından bütüncül havza planlamasına kadar geniş bir yelpazede değerlendirilmeli ve kalıcı adımlar atılmalıdır. Can ve mal güvenliğini sağlamak adına, kamu kurumları, yerel yönetimler, akademisyenler ve meslek odaları iş birliğiyle bilimsel esaslara dayalı taşkın eylem planları hızla hayata geçirilmelidir. Kentlerimizi afetlere dirençli hale getirmek için yeniden planlama ve altyapı eksiklikleri gözden geçirilmeli, yaşananlardan ders çıkarılmalıdır.
Semih UÇAR
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Sakarya Şube Yönetim Kurulu Başkanı
Sakarya'da Taşkın ve Su Baskınından Etkilenen İlçeler ve Mahalleler
- Akyazı: Alaağaç Mahallesi'nde yerleşim yerleri ve tarım alanları sular altında kalırken, Çatalköprü Mahallesi'nde (Mudurnu Köprüsü mevkii) güzergah trafiğe kapandı.
- Erenler: İlçe genelinde derelerin taşması belirtilmese de Yavuz Selim Caddesi ulaşıma kapandı; 7088 ve 7090 numaralı sokaklarda yer alan evleri su bastı.
- Ferizli: Akçukur, Gölkent, İstiklal, Devlet ve Değirmencik mahalleleri ile Organize Sanayi Bölgesi yolları selden yoğun şekilde etkilendi.
- Geyve: Karaçay Mahallesi (Taşkın sebebiyle yolun bir bölümü çöktü).
- Karapürçek: Kanlıçay Mahallesi (Yollarda ciddi hasar ve göçükler meydana geldi).
- Karasu: Darıçayırı Mahallesi (Ev ve iş yerlerini su bastı, mahsur kalan dört vatandaş botlarla kurtarıldı).
- Kaynarca: Büyükyanık ve Yeniköy mahallelerinde evlerin bodrum katları, tavuk çiftlikleri sular altında kaldı; yollarda araçlar mahsur kaldı.
- Sapanca: Kurtköy ve Yanık mahalleleri (Güzergahtaki yollar kapandı ve köprü geçişlerinde çökmeler oluştu).
Sakarya'da Taşan Dereler
- Akyazı: Mudurnu Çayı ve Alaağaç bölgesinden geçen dere.
- Ferizli: Akçukur ve Gölkent bölgelerindeki dere yatakları ile Değirmencik Mahallesi'nden geçen dere.
- Geyve: Karaçay Mahallesi'nden geçen dere.
- Karapürçek: Kanlıçay Deresi.
- Karasu: Darıçayırı Mahallesi içerisinden geçen dere.
- Kaynarca: Büyükyanık bölgesindeki dereler.
- Sapanca: Kurtköy ve Yanık dereleri
AKYAZI İLÇESİ;


FERİZLİ İLÇESİ;


GEYVE İLÇESİ;

KARAPÜRÇEK İLÇESİ;

KARASU İLÇESİ;

KAYNARCA İLÇESİ;

SAPANCA İLÇESİ;

KARASU-DARIÇAYIRI;
